Can durağını arıyorsan ey can ;
Can da sensin, durak da sensin.
Bir lokma ekmekse peşinden koştuğun,
Elbet ekmek de sensin.
Eğer akıl erdirebiliyorsan bu sözün sırrına;
Bil ki her ne arıyorsan o sensin.
Hz. Mevlana

10 Mayıs 2008 Cumartesi

Annem'e

Yakın bir zamanda anem için bir yazı yazdığım için anneler günü yazımda çok sevdiğim Can Dündar'ın, çok sevdiğim yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum müsadenizle. Bu yazıyı bütün annelere armağan ediyorum.

Bazı kısımlarını kendime uymadığı için çıkardım ama yine de bütünü bozmadığımı düşünüyorum.

Canım , melek annemin ve tüm annelerin anneler gününü kutluyorum. Anneciğimin hakkının ödenmez olduğunu biliyorum. Ve anneme burdan tekrar diyorum ki;

Seniiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii Çooooooooooookkkkkkkkkk Seviyorumm. Ama asla senin beni sevdiğinden daha çok sevemeyeceğimi biliyorum. Ne kadar mı seviyorum? Dünyalar kadar. :)


Sevgili Anneciğim,

Eminim karnındaki ilk tekmemden, hatta doktorların 'Bundan sonra ağır kaldırmak yok' müjdesinden beridir iki kişilik yaşıyorsun yaşamı...

Doğum odasında bir küçük el saçlarına tutununca değişti herşey ve o el, o saçtan hiç eksik olmasın istedin. Kimbilir kaç geceyi karyola başuçlarında derin iç çekişler dinleyip hüzünlenerek uykusuz geçirdin, kaç emzirme seansında bitkin uyuyakaldın. O gün bugündür hayatı, bir toprakla çiçeği kadar ortak üretiyor, tüketiyoruz.Yolboyu, kusurlarını hiç görmedik birbirimizin, yeteneklerimizi abarttık karşılıklı; toz kondurmadık üzerimize, kol kanat gerdik... Ben dünyanın en iyi evladıydım, sense; tarihin en iyi annesi... Her çığlıkta başucumda biteceğini bilmenin güveniyle büyüdüm. Her derdimde benden çok dertleneceğini bilmenin o bencil alışkanlığıylaayakta kaldım.

Sevginle donandım... Ama sonra birden o korkunç çark devreye girdi ve yaşamın acımasız kuralı işledi ;Büyüdüm... Senin kollarında 'sen'den habersiz, bambaşka bir 'ben' çıktı ortaya. Bazen o eski 'ben'e hiç benzemeyen bir 'ben'... Çünkü farkettim ki, anlattığın masalların yaşamda karşılığı yokmuş. Kızlar bir prens umuduyla kurbağaları öpedursun, ben her yalanda burnumu yokladım. Şaşırdım. Bostandaki lahanaların, ısırılmış lahanaların ve benzeri pastoral ninnilerin modasının geçtiğini gördüm sokakta...

Söyleyemedim sana... 'Devir de amma değişti' diye yakınırken sen; ben ilginle boğulduğumdan dertlendim. Bir yerim yaralandığında 'Anam görürse ne kadar üzülür' diye gizlemeye çalışmak küçük bir çocuk için nasıl bir yüktür bilir misin?Acından çok onda yaratacağın acı, acıtır canını...

Oysa ne çok acılar paylaştık seninle...Ve ne çok sevinçler yaşadık beraber...Nasıl dar günlerde yardıma koşup, kaç şenliğine ortak olduk birbirimizin? ...Lakin artık kafesten uçma vaktiydi.'Danaların girdiği bostan'da ayakta kalabilmenin yolu, tek başına kanat çırpmayı öğrenmekten geçiyordu.

Yargıladık birbirimizi bir dönem...Sorguladık... Sen her sohbete 'Bizim çocukluğumuzda...' diye başladıkça ben, değişen takvim yapraklarını koydum önüne...

Nasıl da zalim bir çark bu değil mi? Doğuyor, doğuruyor ve günün birinde yuvadan uçacağını bile bile koca bir ömrü karşılıksız veriyorsun... Ve hayat birden ıssız bir adaya dönüşüveriyor. Sonrası kâh bir kapı zili beklentisi, kâh bir mektup, kâh bir telefon sesi... Gizliden gizliye özlenen bir torun müjdesi... Fotoğraflar sarardıkça solan bir yaşam ve uzaklaştıkça yakınlaştığımız bir mazinin geri dönmez anıları... Yazılarla konuştuk öyle zamanlarda...Bakışlarla anlaştık. Ağlaştık birbirimizden gizleyerek acılarımızı... Bir mimikle özleştik, bir gülüşle kavuştuk. Ben büyürken seni de büyüttüm.

O korkunç çark, acımasız bir hızla dönmeye devam ediyor. Zaman, öğütüyor kuşakları... İnsan ancak mahrum kalınca anlıyor sevginin değerini...Bense sevginden mahrum kalmaya fazla dayanamayacağımı biliyorum.

O yüzden bu Anneler Günü'nde sana upuzun bir ömür diliyorum. Hem biliyor musun?
'SENİ ÇOK SEVİYORUM'......
Can Dündar

7 yorum:

Flame dedi ki...

Sinemcim,
Can Dündar çok güzel yazmış yine.
Paylaştığın için teşekkürler...

Ayrıca, annelerimizin, annelerin bu gününü kutluyorum...

Dilerim hiçbir çocuk annesiz kalmaz, büyümez...

İsimsiz dedi ki...

haloşum yazın binbir gelgitlerle okudum.duygulandım.tek keliyle süper,ifadeler yetersiz mutlaka herkez kendinden bir şeyler bulacaktır.... çokkk öpüyorum

İsimsiz dedi ki...

bitanecik annemin ve tüm annelerin anneler gününü kutluyorum.anneler bu dünyada vazgeçilmeyen tek varlıktır,onların haklarını hiçbir zaman ödemeyiz bu bir gerçektir.keşke annemin yanında olabilseydim ama kısmet olmadı ama hep kalbimde canım annem.Allah herkeze annelik duygusunu tattırsın.
e.şeyda karamanoğlu

fortuna dedi ki...

sinemcim anneler hayatta olduğu sürece insan hep çocuk kalıyor.kaybettiğinde ise birden büyüyorsun.dileğim, daima çocuk kalman ve senin de anne olman.sevgiler:)

sihirli eller dedi ki...

anneler gününüz kutlu olsun bebekcik yok sanırım ama bizde yarınların annesiyiz değilmi....

sueda dedi ki...

Söyleyemedim sana... 'Devir de amma değişti' diye yakınırken sen; ben ilginle boğulduğumdan dertlendim. Bir yerim yaralandığında 'Anam görürse ne kadar üzülür' diye gizlemeye çalışmak küçük bir çocuk için nasıl bir yüktür bilir misin?Acından çok onda yaratacağın acı, acıtır canını...

can yücel'in bu yazısını her okuyuşumda içim erir hani eskiden derdik ya ''hançeri saplamışlar birde kıvratıp duruyolar''ne kadar içten ve doğal anlatmış dimi annesini,teşekkürler canım paylaşım için
_Firuz_

Sinem YAMAN dedi ki...

Alev'cim, rica ederim. Dileğine içteennn bir amiiin diyorum.

Şeyda'cım ben senelerdir annemden ayrı geçiriyorum her anneler gününü ve her anneler gününde evden dışarı çıktığımda ağlıyorum biliyor musun? Neden mi? Çünkü o gün daha bir koyuyor anneler ve çocuklarını elele sokakta görmek. Yanlış anlaşılmasın kıskanmıyorum onları. Sadece annemsiz oluşuma ağlıyorum. Çok şükür hayattalar. Allah hepsine uzun ömür versin.

Fortunacım ne güzel bir dilek bu böyle. Umarım hep çocuk kalır , hiç büyümem. İnan hiç gocunmam çocuk kalmaktan. :)

Sihirli eller bebiş yok evet ama yarının annesiyim diye hiç düşünmemiştim. :)

Fi,ruzum rica ederim. Ben de okudukça aynen tarif ettiğin gibi oluyorum. :)