Can durağını arıyorsan ey can ;
Can da sensin, durak da sensin.
Bir lokma ekmekse peşinden koştuğun,
Elbet ekmek de sensin.
Eğer akıl erdirebiliyorsan bu sözün sırrına;
Bil ki her ne arıyorsan o sensin.
Hz. Mevlana
Öğrenelim etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
Öğrenelim etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

16 Mayıs 2008 Cuma

Eski bir tapınak yazıtı...

Doğru yol tektir. İşte bunun kanıtı, eski bir tapınak yazıtı...


Gürültü-patırtının arasında sükûnetle dolaş; sessizliğin içinde huzur bulunduğunu unutma!

Başka türlü davranmak gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış.

Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun.. Bağışla ve unut; ama teslim olma..

İçten ol; telaşsız, kısa ve açık-seçik konuş! Başkalarına kulak ver. Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünki dünyada herkesin bir öyküsü vardır.

Yalnız planlarının değil başarılarınında tadını çıkarmaya çalış..

İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen; hayattaki dayanağın odur. seveceğin bir işi seçersen yaşamında bir bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın.. işini öyle seveceksin ki başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın..

Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol..sevmediğin zaman sever gibi yapma.

Çevrene önerilerde bulun ama hükmetme..insanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz..

İnsanlığın yüzyıllardır öğrendikleri sonsuz uzunlukta bir kumsaldaki tek bir kum taneceğinden daha fazla değildir.

Aşka burun kıvırma sakın! o çöl ortasında yemyeşil bir bahçedir. O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu sakın unutma..

Kaybetmeyi ahlaksız bir kazanca tercih et.ilkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı ömür boyu sürer..bazı idealler o kadar değerlidir ki o yolda mağlup olman bile zafer sayılır.bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür..

Yılların geçmesine öfkelenme.gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe.yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engellemsine izin verme..

Rüzgarın yönünü değiştiremediğin zaman yelkenlerini rüzgara göre ayarla. çünkü dünya karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir.

Ara sıra isyana yönelecek olsanda hatırla ki, evreni yargılamak imkansızdır.onun için kavgalarını sürdürürken bile kendinle barışık ol..

Hatırlar mısın doğduğun zamanları; sen ağlarken herkes gülüşüyordu. Öyle bir ömür geçir ki herkes ağlasın sen çldüğünde, sen mutluluktan gülümse..

Sabırlı, sevecen, erdemli ol..eninde sonunda bütün servetin sensin. görmeye çalış ki bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen dünya yinede senin mekanındır..
Xsentüs i.ö. 9.yy

12 Mayıs 2008 Pazartesi

Göz Çevresi Alerjisi


Dedim size; nerde ilginç bi hastalık var beni bulur dedim. Demedim mi? Dedim. :) Şimdi de iki gözümün altındaki deride ve göz kapağımda benek benek alerji oluştu. :) Yumruk yemiş gibiyim. :)


Hani bir darbe alırsın da morarmadan önce kızarık bir evresi olur ya cildinde ; ayynen öyle işte. :( Daha önce de başıma geldiği için endişeli değilim. Ve maalesef ki neden kaynaklandığını çok iyi biliyorum. Bu yüzden kendime kızıyorum ya. Bile bile bu sonu hazırladım. Umarım biran önce geçer.

Benim alerjim makyajımı temizlemeden yattığım için oluşmadı. Çünkü son 1 yıldır hiç öyle yatağa gitmiyorum diyebilirim. Benim alerjilerimin nedeni YSL'nin magic touch denilen aydınlatıcısı. :( Ürünün kalitesini sorgulamıyorum çünkü benim göz çevremin hassaslığından kaynaklanan bir problem olduğunun farkındayım. Ne zaman bu ürünü kullansam göz altlarımda ve çevresinde kaşınma ile başlayan alerji peydah oluyor. E o zaman neden kullandın diyorsunuz değil mi? Haklısınız. Cahillik işte. Önemli birkaç görüşmem vardı ve yorgun gözükmemek adına kullandım. Bir daha kullanır mıyım? Töbeeeee... Gelin okuyalım bu alerji neden olumuş...

Göz çevresi yapısı gereği yüzün diğer bölgelerine göre çok daha hassas. Bu nedenle bu bölge daha fazla bakım ve özen gerektiriyor. Gözlerine gerektiği gibi bakmayan, onları bilinçsiz makyajla zarar veren hırpalayan pek çok kişi var. Gözler için bilinçli bakım son derece önemli. Makyajı temizlemeden yatmamak, doğru göz kremini ve makyaj malzemelerini kullanmak gözlerinizin sağlığının ve güzelliğinin anahtarları… Bu noktalara dikkat edilmediğinde alerjiden, göz enfeksiyonuna kadar birçok tehlike göz sağlığını tehdit ediyor.

Alerjilere dikkat!

Gözlerde kozmetik ürünlere bağlı olarak görülen rahatsızlıkların başında alerji geliyor. Acıbadem Göz Sağlığı Merkezi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mahmure Borlu kozmetik malzemenin bizzat kendisinin ya da içindeki tek bir maddenin gözde alerjiye sebep olabileceğini, aynı kozmetik malzeme bir kişide alerji yaratmazken diğer bir kişide alerjik reaksiyona sebep olabileceğini belirterek şöyle devam ediyor: "Hasta bir ürünün kendisinde alerji yapıp yapmadığını genellikle bilmiyor. Bu durumda kullanılan malzeme gözde kızarıklık, sulanma, batma gibi yakınmalar yaparsa hastanın onu derhal bırakarak hekime danışması gerekir." Bu açıdan özellikle sık sık alerji problemi yaşayanların su ile çıkabilen ürünleri kullanmasında, her 3 ayda bir kozmetik ürünlerini yenilemesinde fayda var.

Makyajınızı silmeden yatmayın

Türk Dil Bayramımız Kutlu Olsun












Dilimizi devlet dili yapan ulu şahsiyet Karamanoğlu Mehmet Bey’in 13 Mayıs 1277′de ferman yayımlayarak “Bugünden sonra hiç kimse sarayda, divanda, meclislerde ve seyranda Türk Dili’nden başka dil kullanmaya!’ diyerek anadilimizin yabancı dillerin boyunduruğundan kurtulmasını sağlaması yönüyle, dil bayramı için 13 Mayıs uygun görülmüş.

Büyük olasılıkla biliyorsunuzdur, duymuşsunuzdur: Türkçe, dünyada en çok kişinin konuştuğu 5. dil; anadili bakımından 3. dil; konuşulduğu yerlerin yüzölçümü bakımından ise 1. dildir.

Bu kadar köklü, güçlü ve yaygın bir dile sahip bir ulus, diline karşı bu kadar saygısız olmamalı bence. O yüzden gelin hepimiz dilimize sahip çıkalım ve 13 Mayıs Türk Dil Bayramı'nın daha çok kişi tarafından bilinmesini ve kutlanmasını sağlayalım. Türkçemizi düzgün kullanalım ve kullandıralım. :)

08 Mayıs 2008 Perşembe

Yeni Sigara Yasağı Yasası

Yaşasıııınnnnnnnn.... Kurtuldukkk. İngiltere'ye gittiğimde en çok kapalı mekanlarda sigara içilmemesi hoşuma gitmişti ve keşke bizim ülkemizde de uygulansa demiştim. Çok içten dilemişim demek ki. :)

Eşimle futbol hastasıyız ve maçlara gitmeyi çok seviyoruz. Ama vip tribünde ve açık havada olmamıza rağmen içilen sigara ve purolardan nefes alamamaktayız. En çok tribünde yasaklanmasına sevindim.

İkinci olarak içerideki dumandan nefes alamadığımız, dumandan dolayı gözlerimizin yanmasından ve sulanmasından içeride duramadığımız için ve kıyafetlerimize sinen kokudan nefret ettiğimiz için barlara ve kapalı alan konserlerine gitmemeyi tercih etmeye başlamıştık ki yasa imdadımıza yetişti. Daha genciz; evde oturmak olmaz di mi anacım? :)

Ben ilk etapta layığıyla uygulanamayacağının bilincindeyim ama her yasa gibi bu da yavaş yavaş oturacaktır. :) Medeniyet önce insana saygı ile başlar.

Buyrun bakalım sigara içme yasağının kapsamında neler varmış:

Sigara içme yasağını düzenleyen yasa teklifinin 5 maddesi Genel Kurul’da kabul edildi. Görüşmeler sırasında kabul edilen bir önergeyle, yasağın kapsamı genişledi.

Sigara yasağı getiren teklifin üçüncü maddesi görüşülürken kabul edilen bir değişiklik önergesiyle yasağın kapsamı daha da genişletildi. Buna göre kamu binaları ile bar, restoran ve kahvehane gibi eğlence yerlerinde sigara içilmesi için özel alanlar oluşturulmayacak.

Yalnızca yaşlı bakımevleri, ruh ve sinir hastalıkları hastaneleri ile cezaevleri ve toplu yolcu taşıyan deniz yolu araçlarının güvertelerinde sigara içilebilir özel alanlar oluşturulacak.Bu alanlara ise 18 yaşını doldurmamış kişiler giremeycek.

Köy kahveleri de sigara yasağı kapsamının dışındaydı. Ancak Genel Kurul’da verilen önergeyle köy kahveleri de yasak kapsamına alındı. Hastane bahçesi ve cami avlusunda ise sigara içilebilecek.

Teklife göre stadyumlar yine yasak kapsamına alındı. Ancak açık havada her türlü spor, kültür ve sanat faaliyetinin yapıldığı yerlerde sigara içenler için özel alanlar oluşturulacak.

Yasa teklifi görüşülürken DTP’li Hasip Kaplan elektronik sigaranın da kapsama alınmasını istedi.

Sigara içme yasağını düzenleyen 12 maddelik yasa teklifinin 5 maddesi kabul edildi. Teklifin görüşmelerine perşembe günü devam edilecek.

Bu arada Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada elektronik sigara, reklam ve ilanları ile ilgili kararın 15 Ocak’ta reklam kurulu toplantısında alınacağı vurgulandı.




05 Mayıs 2008 Pazartesi

Hıdrellez

Yarın Hıdrellez. Hıdrellezle ilgili bir araştırma yaptım ve aşağıdaki bilgilere ulaştım. Sizlerle de paylaşmak istedim. Bu gece saat tam 12 olduğunda gül dibine bir kağıda çizdiğiniz dileğinizi ve bütünsene cüzdanınızda bereket için taşımanız gereken bozuk parayı gömmeyi unutmayın. Paranızı yarın alın, oje ile işaretleyin ya da minik bir kumaşın içine koyun. Bütün sene harcamadan cüzdanınızda taşıyın. Bereket getirir derler. :)

Bir de biz ben küçükken gece 12 de apartmanın bayanları olarak dışarı çıkar güle oynaya en yakınımızdaki dörtyola dileklerimizin şekillerini çizerdik. Ey gidi günler eyyyyyy.

Hepinizin; sadece bugün değil herzaman hayırlı dileklerinizin gerçek olmasını dilerim...

Bahtlarının açılması için kızlar bu geceden gül dallarına kırmızı bezler bağlayıp, gül dibine yüzükler atacak, ev araba isteyenler bahçe köşelerine taşlardan topraktan küçük örnekler yapacak, kiler kapıları, cüzdanlar açık bırakılacak ki bereket dolsun, çünkü yarın hıdrellez.
İnsanların kıştan kurutuluşlarının bir işareti ve baharı karşılama, piknik yapma, stres atma, eğlenme, adak adama, dilekte bulunma gibi düşünceleri gerçekleştirme amacıyla gelenekselleşen "bahar bayramı-Hıdrellez" yarın kutlanacak.
İnanışa göre Hıdrellez, Hızır ve İlyas Peygamberlerinin her bahar başlangıcında buluştuklarına inanılan 6 Mayıs'a rastlayan günde ölümsüzlüğe erişmiş olan iki Peygamber, İlyas ve Hızır, Hıdrellez günü buluşup görüşürler. Yerleşmiş geleneğe göre Hıdrellez gününde, bu buluşmayı ve baharın gelişini kutlamak için eğlenceler düzenlenir.
Mevsimlik bayramlardan biri olan Hıdrellez, Türkiye'nin hemen her köşesinde kutlanır. Hıdrellez gecesi Hızır'ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inancıyla, sadaka verme, oruç tutma ve kurban kesme gibi adetler de uygulanır.
Hıdrellez kutlamaları daima yeşillik, ağaçlık alanlarda, su kenarlarında, bir türbe ya da yatırın yanında yapılır.
Hıdrellez gecesi bereket vereceği inancıyla yiyecek kaplarının, ambarların ve para keselerinin ağızları açık bırakılır. Ev, bağ-bahçe, araba isteyen kimseler, Hıdrellez gecesi herhangi bir yere istediklerinin küçük bir modelini yaparlarsa Hızır'ın kendilerine yardım edeceğine inanırlar. Hıdrellezde baht açma törenleri de oldukça yaygın olarak uygulanan geleneklerden.

20 Nisan 2008 Pazar

Çene Eklemi

Nerde ilginç birşey var beni bulur zaten. :) (Aman tek bulan garip rahatsızlık bu olsun) Geçen hafta esneme sırasında ufak bir sızı hissetmiş ve önemsememiştim. Pazartesi gününden beri kulağımda hiç durmayan bir ağrı olmasına dayanamayarak Çarşamba günü kulak doktorunda aldım soluğu.

Kulağımda bir problem olmadığını, muhtemelen çene eklemimde bir problem olduğunu söyledi. Sıvı gıdalar almamı tembihledi. (Zorlamamak için) Kas gevşetici ve ağrı kesici verdi. Ben de aman önemsizmiş deyip ilaçları almadım. Hatta canım çok çekiyor diye zorlanarak da olsa havuç yeme gafletinde bulundum. Ama gelgelelim dün öğlenden sonra ağrının dayanılmaz safaya ulaşması ile yaptığım hatanın büyüklüğünü anladım. Ağzımı açamıyordum. En ufak çene hareketinde resimde işaretli bölgedeki ağrı daha da artıyordu. Konuşamıyordum bile. Ağrı kesiciler sayesinde uyuyarak acıyı unutma yolunu seçebildim çok şükür.

Şu an biraz daha iyiyim. Sıvı gıdalar alıyorum. Çenemi çok açmamaya gayret ediyorum. :) Bu beni biraz zorluyor ama olsun. :) Dün çok korktum. Hatta babamı aradığımda iyice zorladın demek ki aman dikkat et ordaki lifler zedelenirse uğraşırsın demesi ile korkum tavan yaptı diyebilirim.

Umarım başınıza gelmez ama gelirse de bilginiz olması açısından yaptığım araştırmayı yayınlıyorum. Herkese sağlıklı günler diliyorum. 28 yıllık hayatımda çene ekleminin önemini hiç bu derece iyi kavramamıştım. :)

Çene Eklemi
Çok ilginizi çekmemiş ve farketmemiş olsanız da çene ekleminiz günde yüzlerce kez kullandığınız bir ekleminizdir. Her iki tarafta alt çene ile kafatasının, kulağın hemen önünde birleştiği yerdedir.

Her çiğneme hareketi yaptığınızda onu kullanıyorsunuz. Hatta her konuştuğunuzda ve yutkunduğunuzda (üç dakikada bir kere) onu hareket ettiriyorsunuz. Böylece en sık kullanılan eklemlerden birisidir.
Elinizi kulak kepçenizin önündeki üçgen şeklinde yapının üzerine koyarak bu eklemi bulabilirsiniz. Parmağınızı birazcık ön tarafa doğru kaydırıp bastırınız ve ağzınızı açıp kapatınız. Hareketini hissettiğiniz eklem çene ekleminizdir. Ayrıca serçe parmağınızı tırnağınız arka tarafa gelecek şekilde kulağınızın içerisine sokup ağzınızı açıp kapattığınızda da bu ekleminizi hissedebilirsiniz.
Bu işlem çene ekleminde bozukluk olanlarda önemli ölçüde rahatsızlık yaratır aynı şekilde hekimler de teşhis için aynı yöntemi kullanırlar.
Çene Eklemi Nasıl Çalışır?
Bir şeyi kuvvetlice ısırdığınızda sadece dişlerinize değil aynı zamanda çene ekleminize de kuvvet uygularsınız. Fizik terimleri ile çene "kaldıraç" ve çene eklemi "dayanma noktası"na benzer. Gerçekte çene ekleminde birim alana uygulanan basınç çeneye uygulanan birim basınçtan çok daha fazladır. Bu tür kuvvet ve basınçların üzerinden gelebilmesi için çene eklemi kayar şekilde hareket eden bir eklem tipidir.
Bundan dolayı çene eklemine uygulanan basınç daha geniş bir alan üzerine yayılır böylece eklemdeki hasar ve yırtıklar daha çabuk iyileşebilir.
Eklemler hareketin hassas olmasını sağlamak amacıyla lastiksi ve kaygan bir yapı olan kıkırdak ile döşelidir.
Çene Eklemi Nasıl Bozulur?
Alışkanlık olarak çenenizi sıkıyor, gıcırdatıyor ve kaydırıyorsanız eklem içerisindeki kıkırdağı zedelersiniz. Birçok insan uyurken dişlerini gıcırdatır ve oda arkadaşları bunu söyleyene kadar farkında olmayabilir. Aynı şekilde günün uzun bir zamanını sakız çiğneyerek geçiriyorsanız çene ekleminize, yemekler arasında kendine gelme fırsatını tanımıyorsunuz demektir. Yemeğinizi hep aynı çene tarafında çiğniyorsanız bu taraf eklem üzerinde normalden fazla basınç yaratarak ekleminizi yıpratıyorsunuz demektir. Bu en sık bir tarafta diş probleminiz varsa veya bir diş tedavisi görüyorsanız gerçekleşir.

Birbiri ile tam oturmayan dişler, suçludur. Buna "uygunsuz ısırık" denir. Çenenin bir tarafındaki dişlerin diğer taraftan daha önce kapandığında çene ekleminizde, basınç farkından dolayı nasıl fazla bir yıpranma olduğunu tahmin edersiniz.
Yukarıda anlatılan bozuklukların her birinde, eklemde, belli bir noktada hasar oluşur. Bu hasar sinir ucuna kadar ulaşırsa ağrı duyulur. Travmatik tip bir eklem bozukluğudur bu. Bu bozukluk "ağrılı" veya "yanlış görev" yapan eklem anlamındadır.
Çene Eklem Rahatsızlığını Nasıl Hissedersiniz?
Her yutkunuşta, esnemede, çiğnemede, konuşmada ortaya çıkan batıcı ve şiddetli bir ağrı olabileceği gibi, sürekli ve donuk bir ağrı da olabilir. Ağrı, eklemin yer aldığı, hemen çene önündeki bölgede olabileceği gibi birçok yere de yansıyabilir. Ağrı, ekleme yapışan kaslarda spazm oluşturarak yüze, başa, kulağa ve çeneye yansıyabilir. Bazı kişiler migren, sinüs ve boyun ağrılarının sebebini çene eklemine bağlarlar fakat günümüz bilgisi içinde bu durumu açıklamak kolay değildir.

Ağrının en sık odaklandığı yer kulaktır. Birçok kimse kulak doktoruna "kulağında ağrı olduğu" ve "iltihap kaptığı" endişesi ile başvurur. Kulak ağrısı ile birlikte işitme kaybı ve kulak zarında bir bozukluk yoksa kulak hekimi ağrının kaynağı olarak "çene eklemi"nden kuşkulanır.
Ağrının yanında eklemin yolaçtığı bazı şikayetler de vardır. Ağız iyice açıldığında bazı kimselerde "çıt" diye bir kayma veya açılma sesi duyulur. Ağız açık şekilde kilitli kalabilir veya ileri dönemlerinde ağızın açılmasını iyice kısıtlanabilir. Birçok kimse kulaklarında çınlama hisseder, bu çenenizi çok sıktığınızda hissettiğiniz çınlama gibidir.
Çene Eklemi Bozukluğu İçin Ne Yapılabilir?
Şayet hafif bir eklem bozukluğunuz varsa ve erken teşhis edilmişse şu önerilerden fayda görürsünüz:

1-Çenenizin sağ ve sol tarafını çiğnemede eşit kullanınız.
2-Bilinçli olarak yapıyorsanız dişinizi gıcırdatmayı ve sıkmayı bırakınız.
3-Sakız çiğnemeyiniz.
4-Sert, zor çiğnenen yiyeceklerden kaçınınız.
5-Günde en az iki kere yarım saat çene ekleminiz üzerine sıcak uygulayınız.
6-Hekiminizin önerdiği bir ödem çüzücü veya mideniz rahatsız değilse aspirin kullanınız.
İlk dört madde çene ekleminiz üzerindeki yırtık ve zedelenmeyi azaltmak içindir. Beş ve altıncı maddeler iyileşme işlemini hızlandırmak içindir. Aspirin ve diğer ödem çözücü ilaçlar şişliğin azalmasında çok etkindirler zaten bu yüzden romatizmalı kimseler tarafından çok kullanılırlar. Çene eklemi üzerinde de çok etkindirler.
Dişlerinizin ve ısırmanızdaki uygunluğunuzun kontrolü yardımcı olabilir.
Çok şiddetli ağrının varlığında bir çene cerrahı veya diş hekiminin konsültasyonuna ihtiyaç duyulabilir. Diş hekiminiz size uygun bir ağız açıcı ve kas spazmını önleyici protez yapabilir.

16 Nisan 2008 Çarşamba

Calgon

Bir arkadaşım aşağıdaki maili göndermiş bana:

'Türk halkına CALGON kazığı!
Aşağıda yazılı fiyatlar tam BİR YIL ÖNCESİNE aittir.
Çamaşır makinelerinde kireç koruyucu olarak kullanılan Calgona 1 yıl içersinde verdiğimiz toplam para ile koruduğumuz rezistansı 4 defa yenisi ile değiştirebileceğimiz gerçeği beni reklamın insanlar üzerindeki etkileri konusunda daha çok düşünmeye sevk etti.

Uzun zamandır Calgon ile ilgili reklamlar nedeniyle bir çok tüketici makinelerinin rezistansında sorun yaşamamak için Calgon kullanmakta. Bugüne kadar, "Calgon marka kireç koruyucu kullanmasam ve makinem arızalansa, bana servis ücreti ile birlikte bir rezistans kaça mal olur" sorusunu, doğrusu hiçkimse kendisine sormuyor. Gelin şimdi bu soruyu kendimize soralım ve örneğin Vestel Marka(WMU800-1200) çamaşır makinesi olan bir tüketicinin, hiç kireç koruyucusu kullanmadığını varsayarak, aile bütçesine ne kadar bir yük geleceğininhesabını birlikte yapalım:

1000 gr lık Calgon Fiyatı 8.250.000 TL
1 Yıllık Calgon Fiyatı 99.000.000 TL.
Rezistans+İşçilik Fiyatı 21.000.000 TL
500 gr lık Calgon Fiyatı 4.850.000 TL
1 Yıllık Calgon Fiyatı 58.200.000 TL
Rezistans+İşçilik Fiyatı 21.000.000 TL

Harcanan para 4 rezistansa bedel.Yukarıdaki tabloya göre, ayda 1 Kg. lık Calgon kullanan bir aile, Calgon'a bir yılda verdiği toplam para ile tam 4defa rezistansını değiştirebiliyor ve üstelik 15 milyon lira da arttırıyor. Aylık tüketimi500 gr. olan bir aile ise, bir yılda 58.200.000 TL. ödüyor ve bu para ile bir yıl içerisinde rezistansını iki defa değiştirebiliyor ve bu sayede 16 milyon lira da tasarruf etmiş oluyor. Eğer matematiksel bir yanlış yoksa, tasarruf sağlayan Calgon ile ilgili olarak yapılan hesap ortada. Karar sizin.

Son not:Eğer makineniz çift sugirişli ise ve gerektiği zaman sıcak su alıyorsa, rezistansınız hiç birzaman çalışmaz, dolayısı ile arızalanmazmış, dolayısı ile Calgon kullanmanıza gerek yokmuş. Reklamlarda gösterilen "bozuk" rezistans, muhtemelen kuyu suyu ile kullanılan bir makineden sökülmüştür diyo uzmanlar.Büyük şehirlerin hiç birinde su bu kadar kireçli değilmiş.İnanmıyorsanız, bulaşık makinenizin rezistansına bakabilir mişsiniz. Bulaşıkmakinesi soğuk su alır ve kesinlikle her yıkamada rezistansı kullanırmış. Üstünde kireç var mı? '

Ağzım açık kaldı yukarıdaki yazıyo okuduğumda. Sizlerle de paylaşmak istedim. Gayet mantıklı görünüyor. :) Araştırıp , soruşturması bedava. :)

12 Nisan 2008 Cumartesi

TMMOB :' Gerçekçi Bir Kent Kültürü Programı '

Mimarlar odasından gelen maili sizlerle de paylaşmak istedim. Ben ilginç ve güzel bir program olacağı kanaatindeyim. Bakalım beklediğim gibi çıkacak mı?

KANAL B'de
OKTAY EKİNCİ'YLE
GERÇEKÇİ BİR "KENT KÜLTÜRÜ" PROGRAMI
İMAR DOSYASI'nda
BU HAFTA TARIM ve İMAR POLİTİKASI"TRAKYA DİRENİYOR"
(13 Nisan 2008-PAZAR/23.00-01.00)
Türkiye'nin artık bir "tarım ülkesi" olmadığı; süregelen tarım düşmanı politikalar değişmezse gelecekte de olamayacağı gerçeğini herkes biliyor ve tartışıyor..

Ne var ki bunun yerine öngörülen "sanayi ülkesi" hedefinden de giderek uzaklaşıldığı gibi, hızla yaygınlaşan tüketim, emlak ve özensiz yer seçimli turizm yatırımları, tarım alanlarının da başlıca düşmanları oldular.

Yani tarımsal zenginliğimizi, sanayileşme ve üretim uğruna değil, tüketim, rant ve yağma ekonomisi için yitiriyoruz... Hükümet de bu düşmanlığı önlemek yerine daha da kışkırtan, tarım arazilerini her türlü yatırım için arsalaştıran ve kaçak gerçekleşen işgallerin de yasallaştırıldığı düzenlemeleri daha da çoğaltıyor...

Bu sürecin belki de en mağdur bölgesi ise Trakya... Tarihten buyana tarımın en verimli bölgelerinden olan Trakya, plansız ve duyarsız sanayileşmeyle Ergene Nehri'ni çoktan yitirdi. Şimdi de İstanbul için hazırlanan bölgesel planlamada, metropolden uzaklaştırılmak istenen tüm kirletici faaliyetler ve çevreyi tahrip eden her türlü yapılaşmalar için yeni imar alanı olarak da Trakya'ya göz dikilmiş...

Bütün bu gelişmeleri birkaç ay önce de ele alan İMAR DOSYASI, bu kez tarım dünyamızın emektarlarından, eski Tarım İşletmesi Müdürü Abdurrahman Nabi Yılmaz'ı konuk ediyor. Yılmaz'ın 40 yıllık deneyimlerini ve gözlemlerini ise yine Trakya'daki koruma amaçlı planlamanın uzmanlarından, YTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emre Aysu değerlendiriyor...

10 Mart 2008 Pazartesi

Book Crrossing ( Kitap Transferi)

Cafe'de, otel lobisinde, sinema'da kitap bulursaniz sasirmayin hemen icine bakin, book crossing olabilir :)

Amerika'da yeni bir moda cikmis: Birtakim mechul kisiler kamuya acik yerlere birtakim kitaplar birakiyorlarmis. Diyelim bir parka gidip bir banka oturuyorsun, bankta bir kitapla karsilasiyorsun. Trene biniyorsun, aa,koltugunda bir kitap bulunuyor.'Marketten' alisveris ederken elini atiyorsun,birisi biskuvi paketleriyle cips paketlerinin arasina bir kitap yerlestirmis. Telefon kulubesine giriyorsun, telefonun yaninda bir kitap... Define bulmak gibi!

Roman, siir, oyku, deneme, artik bahtina ne cikarsa... Bu moda İtalya'da ve Fransa'da da yayilmakta. Kitabi birakan kisi kimligini gizli tutuyor, kitabin parasini da helal ediyor. Tek ricası var. Siz de okuduktan sonra buna benzer bir yere bırakın da baskalari da yararlansinlar. >

Fakat bunu baslatan kisi belli: Ron Hornbaker adinda, Missouri eyaletinden bir bilgisayarci. Bu olaya 'BookCrossing' deniyormus.

Fransa'da boyle 'crossing' yapan dokuz bin kisi varmis daha simdiden, ortalikta dolasan serseri kitap sayisi da on bini gecmis...

Bu nedir biliyor musunuz arkadaslar? Bu bir cesit okuma ve okutma kampanyasidir'.Paylasmaktir. Ve basli basina bir projedir.

Bence çok güzel bir uygulama. Türkiye'deki gibi insanların birbirine kötü niyetle yaklaştığı ve bu tip uygulamalara kötülük bulaştırabilecek insanların varlığında bunu uygulamak çok zor belki ama neden olmasın. Belki kitabınız onu alacak güvü olamayan birnin eline ulaşır. Herşeye ve tüm kötülüklere rağmen bence bunu biz de yapabiliriz. Haydi biraz destek. :)

http://www.bookcrossing.com/ sitesini incelemenizi tavsiye ederim.

Not: Eğer bu tip bir uygulama yapan olursa paylaşmasını rica ediyorum. Ayrıca kitabı okuyanın arka kısmına kaçıncı okuyan olduğunu ve nerde okuduğunu belirten ufak bir not düşmesi de isteniyor. :)

Firuzan ve Funda'nın dikkatine :)

Bu sabah gazeteleri gözden geçirirken Hürriyet gazetesinde, yeni doğum yapan arkadaşlarımı ve bebek sahibi olan bütün anneleri ilgilendireceğini düşündüğüm bu haber ilgimi çekti ve paylaşmak istedim.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Nilüfer Toprakçı, bebeklerle anne karnından itibaren kurulmaya başlayan iletişimin, zekanın gelişmesinde olumlu bir rol oynadığını belirtti.

Toprakçı, 0-3 yaş arasında bebeklerin zekasını etkileyecek noktaları şöyle sıraladı:
Yeni doğan bebeğinizle göz teması kurun.
Onunla konuşun, bir şeyler anlatın.Aynada kendisini görmesini sağlayın.
Emzirin, mimikler yapın, yüzünüzü komik şekillere sokun.
Onu gıdıklayın, gülmesini sağlayın.
Birlikte yürüyüşlere çıkın.Ona şarkılar söyleyin.
Bir şey yapmadan, ne yapacağınızı söyleyin.
Ona kitap okuyun, resimleri gösterin, her şeyin adını söyleyin.
Değişik dokulu kumaşları, giysileri ellemesini sağlayın, onları cildine değdirin.
Televizyonu kapatın.

Yapıda Yeni Ürünler Fuarı

Bir mimar olarak yapı fuarları hep kabusum olmuştur. Senelerdir tüm özelliklerini ezberlediğim ürünlerin arasında yeni bir ürün var mı diye dolaşırım hep yapı fuarlarını. Çünkü o kalabalıkta o büyüklükte bir alanda herşeyi gözden geçirerek ii bir ürün yakalamak ancak bu şekilde mümkün olabiliyor. Ama yapıda yeni ürünler fuarı imdadıma yetişti. Sadece yeni ürünlerin görülebildiği bu fuara, tüm mimar ve dekoratörlerin vakit ayırması gerektiği düşüncesindeyim. Tabii yapı fuarları vazgeçilmezimiz ama yapıda yeni ürünler fuarı da vazgeçilmezimizin kardeşi olarak kaçırılmamalı. :)

27 Şubat 2008 Çarşamba

Hızlı Okuma ve Etkili Öğrenme

Yeni merakın hızlı okuma. Hızlı okuma ile ilgili eğitici birtakım yazılar buldum. Bunları yavaş yavaş aşamalar halinde sizlerle de paylaşacağım. Belki sizin de ilginizi çeker. Korkmayın birden yükleme yapıp sıkıcı olmayacağım . :)

HIZLI OKUMA&ETKILI ÖGRENME(1)
Giris
Tüm egitim süreçlerinde üzerinden geçmek zorunda oldugumuz dört asama vardir. Bu asamalari iyi kavramak ve gelismemizin seyrini bu asamalara göre takip etmek zorundayiz.
1.Asama: Bilinçsiz Yeteneksizlik: Bu asamada hangi konuda yeteneginizin eksik oldugunu tam olarak bilemiyorsunuz. Örnegin bir uçagin nasil kullanildigina dair hiç bir bilginiz yoksa pilotluk açisindan bu asamadasiniz.
2.Asama: Bilinçli Yeteneksizlik: Bu asamada bir isi yapmaniz için hangi yeteneklere sahip olmaniz gerektigini biliyorsunuz. Nasil yüzebileceginizi, arabayi, uçagi nasil kullanacaginizi biliyorsunuz. Ancak arabanin direksiyonunu, vites kolunu ve gaz pedalini biliyor olmaniz, onu kullanabileceginiz anlamina gelmiyor. Bu asamaya kadar "ögrenim" yoluyla ilerleyeceksiniz: Kitap okumak veya ders dinlemek sizi bu asamadan öteye götürmeyecektir. Egitim bundan sonra baslar.
3.Asama: Bilinçli Yeteneklilik: Bu asamada bilincinizi kullanarak yeni yetenek alanlarinizda çalisiyorsunuz. Örnegin tüm dikkatinizle araba kullaniyorsunuz. Tüm dikkatinizle yüzüyorsunuz. Dikkatinizi, bilincinizi dagittiginizda isiniz de aksayacaktir. Iste yeteneklerin gelistirildigi ve varliginiza mal oldugu asama burasidir. Tüm egzersizler bu asamada yapilir. Ancak nasil ki konusurken hangi kelimeleri kullanacaginizi özel olarak düsünmezsiniz, nasil ki kendiliginden yürürseniz, ayni durumu yeni kazanacaginiz yetenekleriniz için de saglamalisiniz. Kendiliginden okuyabildiginiz gibi, kendiliginden etkili okuyabilmelisiniz.
4.Asama: Bilinçsiz Yeteneklilik: Bu asama basarinin zirvesine çiktiginiz asamadir. Piyano çalan sanatçinin tuslara düsünmeden dokundugu gibi, on parmak yazan daktilocunun hangi parmaginin hangi tusa gittigini fark etmedigi gibi olmalidir her sey. Yani tam olarak otomatiklesmelidir. Otomatiklesme asamasina ulasmadiginizda her teknigi ayri ayri düsünmek ve bilinçli sekilde uygulamak zorundasiniz. Oysa tüm basari alanlarinin gerektirdigi yüzlerce yetenek vardir ve bunlarin hepsini bir arada düsünemezsiniz. Kaldi ki düsünmeye kalktiginizda asil isinize, yani ögrenmeye ayiracak dikkat enerjisi bulamazsiniz. Burada sözünü ettigimiz dört temel asamayi kendi çabalarinizla da asmaya çalisabilirsiniz. Ancak kontrollü seminer ortaminda yapilacak çalismalarin çok daha saglikli olacagini anlayabiliyorsunuz.

Özel Sağlık Sigortaları

Ben 3 yıldır Koç Allianz bünyesinde özel sağlık sigortasına sahiptim. Bünyesinde olduğum poliçe Koç Allianz'ın bizim grup için hazırladığı, çok iyi şartlara sahip özel bir poliçe idi. Ama maalesef ki içerisinde doğum yoktu. Ben de evlendiğime göre artık doğumun dahil olduğu bir poliçeye geçmeliyim diye düşündüm ve yenileme döneminde başladım araştırmaya.(İlk yıllar benim gibi doğumu düşünmüyor olsanız dahi; doğumu önceden ekletmiş olmanız gerekiyor)

Kısa bir araştırma sonucu yine Koç grubunun Optimum sağlık sigortasında karar kılmıştım. Ve ödeyeceğim miktar hemen hemen eski poliçemle aynı olmasına rağmen şartları eskisine göre çok daha kötüydü. Ama başka seçenek de yoktu. 2 hafta önce aldığım bir telefonla şoka uğradım. Benden ekstra ücret talep ediyorlardı. Daha önceden gittiğim muayeneler neticesinde bu bedeli ödemem gerektiği uygun görülmüş. Bana biçtikleri ek ücret ise 600 ytl. Acaba kalp ameliyatı oldum da benim mi haberim yok diyorum, şoka girdim yani? İncelememişler bile muayenelerimin detayını. Ben de kendilerine teşekkür ettim ve kendileri ile yoluma devam etmek istemediğimi ilettim.

Ve başladım yeniden araştırmaya. Ve Yapı Kredi Sigorta ile tanıştım. İnanılmaz güzel şartları var. Aynı primi ödeyerek daha iyi şartlara sahip olabileceğim, doğumu da içeren bir poliçeye sahip olabiliyorum. Üstelik Limitsiz muayene koşulları ile. Sigortalılığım süresince ciddi bir rahatsızlığım çıksa dahi o rahatsızlıktan dolayı benden ek bir prim talep etmiyorlar. Anlaşmalı hastane, eczane ve doktor sayısı çok fazla. En önemlisi; diğer bütün sigortalardan farklı olarak, doğumda anne hastaneye girdiği andan itibaren bebek taburcu olana kadar anne ve bebeğin bütün masrafları karşılıyorlar. Bebek Allah korusun bir sağlık sorunu ile doğsa dahi o doğduğu andan itibaren Yapı Kredi bebeği oluyor ve o hastalıktan muaf tutulmadan sigortalanıyor.

Şunu belirtmeliyim ki sağlık sigortası konusu çok önemli ve iyi araştırılması gereken bir konu. Tüm detayları tek tek konuşun. İleride şoka uğrayacağınız ; ama sizde bu sene bu rahatsızlık çıkmış maalesef artık kapsam dışına aldık ya da onun için ek prim ödemelisiniz; gibi saçmalıklarla karşılaşmayın. Eğer öyle olacaksa neden sağlık sigortası yaptıralım ki. Sağlıklıyken ilerisini düşündüğümüz için yaptırmıyor muyuz? Tüm sigorta şirketleri daha hassas ve müşteriyi düşünen poliçeler hazırlamalı bence. Sadece kendilerini korumaya alan değil. Umarım verdiğim bilgiler işinize yarar. :)

26 Şubat 2008 Salı

Balık Takvimi





















Eğer siz de benim gibi hangi mevsim, hangi balık yenir karıştıranlardansanız.; alın size çok güzel bir takvim. Ben bayıldım vallahi. Bakalım sizin işinize yarayacak mı?