Can durağını arıyorsan ey can ;
Can da sensin, durak da sensin.
Bir lokma ekmekse peşinden koştuğun,
Elbet ekmek de sensin.
Eğer akıl erdirebiliyorsan bu sözün sırrına;
Bil ki her ne arıyorsan o sensin.
Hz. Mevlana
Önemli Günler etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
Önemli Günler etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

07 Temmuz 2008 Pazartesi

1.Evlilik Yildönümümüz (Our Firsth Wedding Anniversary)

Su anda Munih Hilton City Hotel´den yaziyorum bu yaziyi. Önümdeki karmakarisik klavyeden harfleri bulup yazmak epey ugrastirsa da buna deger.

Yildönümümüzü yazisiz gecirmek istemedim. Aslinda Istanbul´da bugün bloga eklenmesi icin ne yazilar planlamistim kafamda. Sayfalar dolusu yazmak geliyordu icimden. Hatta kisa notlar bile almistim. Yani yazimin taslagi hazirdi. Yola cikmadan önceki aksam, bugün yayinlamak icin taslagi bilgisayara gecmeye basladigim an dedim ki kendime;" Zaten icinden gelenler bu kagittakiler ve birak o an icinden gelenler dökülsun bloga." :)

Hepiniz su an icimden ne yazmak geldigini merak ediyorsunuzdur eminim. Icimden esime seslenmek geciyor musadenizle...

"Canim Benim,

Yeni dogan güne gözümü her actigimda ve gözümü acar acmaz seni yanimda her gördügümde, Allah´ima binlerce kez sükür ediyorum senin icin. Seni benim karsima cikardigi icin...

Seninle dogan her gunun kiymeti tarifsiz benim icin. Sanki seninle aldigim hava farkli, yedigim yemek daha lezzetli, gezdigim yerler daha güzel. Seninle dünya daha farkli, yasam daha bir guzel.

07.07.2007; sonsuza kadar seninle olmaya her hücremle ve bütün kalbimle emin olarak evet dedigim tarih... Yani 1 yil önce bugün... Hayatimin bu en güzel ve en önemli gününde Allah´tan dilegim ellerimizi ve yüreklerimizi birbirinden hic ayirmamasidir. Ve nazardan uzak; huzurlu; saglikli; mutlu; sevgi,ask ve saygi ile dopdulu; birlik ve beraberlik icinde; kalabalik bir aile olup elele yaslandigimiz bir evlilik ve ömür diliyorum ikimize...

iYi Ki VARSIN... Sinem YAMAN OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM.

SENi COK SEViYORUM...

02 Temmuz 2008 Çarşamba

İyi ki doğduuunn Biiiiiluuuuuuuunnnn:)

30 Haziran yani benim Kırıkkale'deki düğünümün tarihi aynı zamanda Bilun'cuğumun de doğum günüydü efendim.

Unutmamın zaten mümkün olmadığı bir tarih. Ama bu hafta sonu izine çıkyor olmamdan kaynaklanan müthiş bir yoğunluk yaşıyorum son günlerde. Dolayısıyla doğum günü yazısını bugün yazma fırsatım oldu.

Bu temiz kalpli, şeker gibi, candan, sevgi dolu insana uzuuuuunnn bir ömür ve bu uzun ömürde tüm sevdikleriyle sağlıklı, mutlu,huzurlu,başarılı ve şanslı olmasını diliyorum. Herşey ama herşey o güzel gönlünce olur inşallah.

Bilun İYİ Kİ DOĞMUŞSUN. :)

27 Haziran 2008 Cuma

Bilun'dan Bana Doğum Günü Süprizi

Bilun ve Bilun , :) 2 Bilun yok yanlış anlamayın 1 Bilun var ama iki bloğu var. :) Bir de yakında satış sitesi olacak o da bu Bilun :) Hahaha. Çok komik başladı bu yazı , hadi bakalım hayırlısı. :)

İşte o Bilun öyle güzel bir süpriz yaptı ki bana, sizlerle paylaşmadan edemedim. Kendisi çok güzel takılar tasarlıyor ve yapıyor. Kendine malzeme alırken bulduğu bütün baykuşları benim için almış :) Ve doğum günüm olduğunu duyduğu anda onları birleştirmiş ve fotoğrafta gördüğünüz şaheserleri ortaya çıkarmış.

Benim bugün elime geçti. Doğum günüm hakikaten kırk gün kırk gece kutlanacak sanki. :) İnanılmaz güzel takılar yapmış Bilun. Anahtarlığa arabanın anahtarını taktım bile. :) O güzel yüreğine sağlık diyorum canım arkadaşıma.Bilun'u cebinden arayıp, ilk kez sesini duymak sureti ile teşekkürlerimi ilettim gerçi ama bir kez de buradan teşekkür etmek istiyorum. Ve en kısa zamanda kendisiyle gerçek yaşamda da biraraya gelmek istediğimi buradan yineliyorum.

Ayyyy. İyi ki bu bloğu yazmaya başlamışım. Daha önce de en az kırk kere söylediğim gibi İYİLER HERZAMAN BİRŞEKİLDE İYİLERLE KARŞILAŞIR. ZAMAN VE MEKAN ÖNEMLİ DEĞİL. Allah hepimizi iyilerle karşılaştırsın. :)

Doğum Günü Fotoğrafları

Krık gün kırk gece şeklinde kutlanılan bir doğum günümü daha geride bırakmış bulunuyorum. Ama bu doğum günü anılarını sizlerle paylaşmadan olmazdı değil mi? :)

Şirkette yapılan kutlamanın ardından akşam eşimle romantik bir yemek yedik ve dostlarımız Işıl ve Fatih'i beklemek üzere evimize döndük. Milli mücadelemizi hepberaber milli mücadele ruhuyla izlemek için biraraya geldik.

Sağolsun Işıl ve Fatih doğum günümü de unutmamışlar. Devre arasında 2. bir pasta ve dilek dileme aşamasını gerçekleştirerek maçı izlemeye devam ettik.

Maç trafiği, silah korkum ve evlerinin karşı yakada olması yüzünden annemle kardeşimin yollarda olmasını istemedim . Bundan dolayı, onlarla kutlamamız 1 gün sonra gerçekleşmek durumunda oldu. :) Bu sayede ben 3. kez dilek dileme şansına nail oldum.

Herkese kucak dolusu sevgiler...

25 Haziran 2008 Çarşamba

Alev'den bana doğum günü süprizi...

Sevgili Alev dünkü "Yarın benim doğum günüm" yazımdan sonra bana şu maili atmıştı .

Sinemcim,

Merhaba.Öncelikle birkez daha doğum gününü kutluyorum.Herşey gönlünce olur inşallah.

Önceden haberim olsaydı sana el emeği bir şeyler yapmak isterdim ama yetişemedim.Sevdiklerime sürpriz yapmaya bayılırım ama başka sefere inşallah.

Hiç birşey yapmadan olmaz dedim, düğün fotolarını Kolaj yaptım, elimden şimdilik bir tek bu geldi. Şimdilik ama :)Hoşçakal, nice nice yaşlara...

Canım arkadaşım fotoğraflarımızı kolajlamıştı. Ve beni inanılmaz duygulandırmıştı... Ama beni 2. kez şok etti Alev.


Kargodan benim adıma bir paket geldi. Ve üzerinde Alev'in adı soyadı yazılıydı. Gözlerim doldu. İnanmıyorum yaaa çığlıklaryla paketi açmaya koyuldum. Ofisteki arkadaşların şaşkın bakışlarına maruzken Aliv'i internetten tanıdığımı ve ne kadar güzel insan olduğunu anlattım. Onlar da çok şaşırdı ve duygulandılar.

Alev'e çok teşekkür ediyorum. Hediyeyi inanılmaz beğendim Alev. İnan bana çok mutlu ettin beni. Allah da seni mutlu etsin inşallah. Birgün mutlaka seni reelde de tanımayı diliyorum.

Alev'e ve bu blog aracılığıyla tanıdığım herkese sesleniyorum. Hepiniz gerçekten hayatımda önemli yerlere sahip oldunuz. İyi ki varsınız. Sizleri çok seviyorum. :)

İşte Alev'in güzel hediyesi:

Eşim'den Bana Doğum Günü Yazısı


Doğum günün kutlu olsun sevgili Sinem YAMAN ,

Aslında insanların sevdiklerini anmaları için özel günleri beklemesinin çok yanlış olduğuna inanırım.Ancak belki de hayat telaşında ve stresinde bu özel günlerin varlığı ilişkilerimizde ki bağlarımızı sağlamlaştırıyor.

Benim için her gün 25 haziran.....

Sevdiğim kişi ile hayatın her anını beraber yaşıyorum.İster yanımda olsun , ister çok uzağımda.....

Evet bundan yıllar önce bugün Sinem'ciğim hayata gözlerini açmış.


Çalışkanlığı ile gurur duyduğum ,
Mütevaziliği ile mutlu olduğum ,
Eş'im olması ile huzur duyduğum ,
Bana olan inancı ile güç bulduğum

Sevgili eşim

iyi ki doğmuş ve iyi ki benim olmuş....

sevgilerimle

Nadir YAMAN

İyi ki doğğğdun Babacığımmmmm


Bugün benim doğum günüm evet. Ama aynı zamanda canım babamın da doğum günü.
Annem babama daha güzel bir doğum günü hediyesi verebilir miydi sizce? Bence veremezdi. Üstelik normal doğumla 9 ay 10 günlük süreçte doğmayıp, babamla aynı gün doğacağım diye inat edip yaklaşık bir 10 gün daha beklemişim. :)
Babama olan duygularımı http://www.sinemyaman.com/2008/05/bugn-iimden-babam-iin-bir-yaz-yazmak.html bu yazımda anlatmaya çalışmıştım.
KENDİSİNİ ÇOK SEVDİĞİMİ YİNELEMEK İSTİYORUM...
Babacığım;
iyi ki doğmuşsun
İyi ki annemle evlenmişsiniz
Ve iyi ki bizlerin doğumuna vesile olmuşsunuz.
Seni çok seviyorum
Doğum günün kutlu olsun.
Uzun , sağlıklı ve huzurlu güzel bir ömrün olsun...

24 Haziran 2008 Salı

Yarın Benim Doğum Günüm

İyi ki doğğğduuuummm beeeeeeennnnn;
İyi ki doğdum beeeeeeeennn;
İyi ki doğdum, iyi ki vaaarııımmm.
Mutlu yıııııllllllaaaaarrr baaaannnaaa...

:) Hiç bu şarkıyı kendisi için söyleyenini duydunuz mu. Ben söylüyorum işte. Bence siz de doğum günlerinizde söylemelisiniz. Neden mi? Yaşamak çok güzel olduğu için. Sizce de bu dünyada kısa süreliğine de olsa ziyaretçi olmak güzel birşey değil mi. Etrafınıza bir bakın. Ne kadar çok şey var şükretmemiz gereken.

Elbette her an mutlu olacak değiliz. Mutsuzluk da var hayatta mutluluk daha kıymetli olsun diye. Ya da hastalık da var sağlığın kıymeti bilinsin diye. Çoğaltabiliriz bu örnekleri satırlarca. İyi ki bu güzel dünyada var olmuşum. Anacığım iyi ki beni doğurmuş.

Ben yeni yaşımı karşılarken üzülmüyorum. Geçirdiğim seneye bakıyorum. Verimli olabilmiş miyim, kendime birşeyler katabilmiş miyim, çevreme birşeyler verebilmiş miyim ? diye. Bu soruların cevabını insanın kendisine verebilmesi pek mümkün olmuyor belki ama en azından geriye baktığımda şunu görüyorum. Çabalamışım. Bütün bunları yapabilmek adına çabalamışım. Boşuna geçmemiş o 1 yaş. Daha ne olsun. Umarım her yeni yaşımı böyle mutlulukla ve İyi ki varım diyerek karşılarım.

Umarım her yeni yaşınız size de iyi ki varım dedirtir. :) Aileme, dostlarıma hayatımdaki herkese ve bu blog sayesinde tanıdığım sizlere sevgilerimi yolluyorum.. İyi ki varsınız hayatımda. Ve iyiki yanımdasınız yeni yaşımı karşılarken. Hepinizi çok seviyorum...

15 Haziran 2008 Pazar

Babalar Günü Kutlu Olsun

Benim canım babamın ve bütün babaların babalar günü kutlu olsun.
Evlatlarıyla upuzun , sağlıklı ve huzurlu mutlu seneleri olsun inşallah bütün babaların.

Aşağıda sözlerini yazdığım şarkıyı çok severim. Babama ve bütün babalara armağan ediyorum.

Bu şarkının ayrıca benim için çok daha özel bir anlamı var. Düğünümde biz çıkmadan hemen önce anlaştığımız fotoğraf ve video ekibinin bizim için özel olarak hazırladığı slayt show'da benim küçüklükten, o ana kadar olat fotoğraflarım bu müzik eşliğinde görüntülenmişti. Eşimin bilgisayarından yazdığım için o görüntleri ekleyemedim. Video eklemeyi de bilmiyorum ama yarın kendi bilgisayarımdan eklemeye çalışacağım.

Bana bir masal anlat baba şarkısını dinlemek istiyorum diyorsanız ve küçüklük anılarınızı canlandırmak istiyorsanız tıklayın: :)

http://www.dailymotion.com/video/x2hbqq_yeni-turku-bana-bir-masal-anlat-bab_music

Bana bir masal anlat baba
İçinde bütün oyunlarım
Kurtla kuzu olsun şekerle bal

Baba bir masal anlat bana
İçinde denizle balıklar
Yağmurla kar olsun güneşle ay

Anlatırken tut elimi
Uykuya dalıp gitsem bile
Bırakıp gitme sakın beni

Bana bir masal anlat baba
İçinde tüm sevdiklerim
İçinde İstanbul olsun

12 Haziran 2008 Perşembe

12 Haziran Süprizim :)

Eşimden hiç beklemediğim bir süprizi gerçekleştirdi bugün. :) Normalde özel günlerde hediye almaz, ya da çiçek göndermez. Her gün özeldir der. Ve hiç ummadığım anlarda hediye alır ya da çiçek gönderir.

Öğlen yemeğe çıkacakken kapıda elinde fotoğraftaki güllerle çiçekçi girdi ofisten içeri. Benim ismimi söylüyordu. Aşkım yollamıştı bana çiçekleri. Çok güzellerdi. :) Sizlerle de paylaşmak istedim bu güzelliği. Ama eve mi götürsem, ofiste mi bıraksam karar veremedim. Bütün günüm bu ofiste geçiyor ama evimize de çok yakışır bu güzeller. Sizce ne yapmalıyım?

12.06.2006 Hayatımı Değiştiren Gün :)

Hayatımı değiştirmiş olan günün manasının ne olduğunu hepiniz az çok tahmin etmişsinizdir.
12.06.06 sabahı uyandığımda hayatımın erkeği ile karşılaşacağımı biliyor ya da hissediyor muydum acaba. Ondan mı sabah erkenden uyanmış ve madem uyandım saçlarıma fön çektireyim bari demiştim. :) Bilinmez... :)

Her zamanki gibi yoğun ve yorucu bir iş günüydü. Saatler yaklaşık 11:00-11:30 arasıydı. Babamın kuzeni Volkan msn den bana "orda mısın? çok önemli" yazan bir mesaj göndermişti. Ofis curcunaydı. Yazabilecek durumum bile yoktu. Ama önemli demişti, ne olmuştu acaba? Sormadan edemedim.

İyi ki sormuşum. :) Meğer eşimin proje çizdirecek bir mimar arıyor olmasıymış bu kadar acil olan. Çok fazla müsait olmadığımı , eğer onlara uyarsa akşam iş çıkışı buluşup konuşabileceğimi yazdım. Akşam Bebek Starbucks'ta buluşmak üzere sözleştik.

Saat 21:05'di. Starbucks'ın kapısından girdik. Merdivenlerden alt kata inerken başını çevirmesi ile gözgöze geldik. Hani filmlerde olur ya; o an mekan silinir, insanlar silinir... İşte öyle bir andı. :)

Aracımın kötü yerde olduğunu söyledim. Çekebilirler gel otoparka alalım dedi. Volkan'ı bıraktık orda. Çok net hatırlıyorum. İkimizin de gözleri ışıl ışıldı.

Starbucks müşterileri sanki anlamışcasına deniz kenarındaki masayı bize bırakmışlardı. :) Çok keyifli bir sohbet sürüp gidiyordu. Bir ara , "geç oldu erkek arkadaşın kızmasın" gibi bir laf etti. :) Volkan da bende kahkahayı patlattık. :) Erkek arkadaş mı? Ben yalnız öleceğime mühürümü basmak üzereydim onunla karşılaşmamış olsaydım. :) Yalnız olmama çok şaşırdı. Benim gibi hoş bir bayanın erkek arkadaşı olmaması tuhaftı. Oysaki kaderin bizim için ağlarını örmüş olduğunun çoktaaannn farkına varmıştı bence. :)

O günü noktalarken yani saat 00:00 olduğunda biz telefonda konuşuyorduk. İşi tam konuşamamıştık. Yarın bir yemek yiyebilir miydik acaba? :) Reddedebilir miydim bu teklifi? Tabii ki hayır. Ama bir sorun vardı. Kalbimin böyle çarpması doğru muydu acaba? O benim akrabam sayılırdı. Ablası babamın büyük kuzeni ile evliydi senelerdir. :) Bu kan bağının olmadığı ama ailelerin birbirini tanıdığı bir akrabalık boyutuydu. :)

Kalbim öyle çarparak en doğru şeyi yapmış. Onunki de aynı aşkla çarpıyor olmalı ki o günden sonra her akşam işi bahane edip buluştuk. :) Ve ilerleyen zamanda anladık ki ikimiz de hayat eşimizi bulmuştuk. :) Buluşmak için birşeyleri bahane etmemize gerek kalmamıştı artık.

Allahıma şükürler olsun ki 2 sene önce bugün Volkan'ın msn deki mesajını yanıtlamışım. İşte yukarıda anlattıklarım neticesinde ben bugünü Hayatımı değiştiren gün olarak nitelendiriyorum. :) Sanırım haksız da sayılmam.

Not: Yukarıdaki fotoğraf bizim 23.06.06 tarihinde çekindiğimiz ilk fotoğrafımız. Bu yazıya o yakışır diye düşündüm. :)

27 Mayıs 2008 Salı

Hülya & Yasin Düğün

Sevgili Hülya'cım aylar süren koşuşturmanın ardından Cumartesi akşamı çok güzel bir düğünle evliler kervanına katıldı. :)

Ortak yaşam için attıkları imzanın ikisi için de hayırlı olmasını diliyorum.

Güzel düğün akşamında neler yaşandı derseniz şöyle özetleyebilirim: Bir kere Hülya fotoğrafta gördüğünüz üzere çok güzeldi. Ben gelinliğin yakışmadığı hiçkimse görmedim şimdiye kadar. Bence gelin ne denli güleryüzlü ve canayakınsa gelinlik de ona o derece çok yakışıyor ve düğün de o denli güzel oluyor. Yasin'in düğünde oynayacağını hiç sanmıyordum nedense. Nişanlarındaki hali ve tavırları sanırım bu izlenime kapılmama sebep oldu. İlk başta tam tahmin ettiğim gibiydi ama düğünün sonlarına doğru açıldı. :)

Düğün Maslak Orduevinde oldu. Mekan otopark ve diğer hizmetler bakımından çok iyiydi. Orduevi genel kuralları gereği aksaklıklar çıkmadı değil ama onlar da nazar boncuğumuz olsun diyelim.

Hülya'cım pek çok gelinin yaşadığı gibi gelinliği zaptedebilme sıkıntısı yaşadı ama zamanla alıştı. :) Evleneceklere bu konuda birkaç tavsiye vermek istiyorum. Mutlaka ama mutlaka tarlatanınızı çok kaliteli seçin. Seçin ki telleri düğün esnasında çıkıvermesin. Ve tarlatanı belinize göre ayarlatmayı sakın ihmal etmeyin. Ayar çatal iğne ile değil, bariz iğne-iplik dikişi ile olsun. Son günlerde kilo verme işi klasiktir. 2-3 gün kala son provayı yaptırıp gelinliği son kilonuza göre ayarlatın mutlaka. Tüm bunları ayarladığınızda gelinliği zaptedememeniz mümkün değil. Benim gelinliğim sanırım dünyanın en ağır gelinliğiydi. Giydiğim diğer gelinliklerin neredeyse 2 katı ağırlığındaydı ama ben onu seçtim. Ona vuruldum. :) Neyse ilk düğünümde yani Kırıkkale'dekinde bana yanlış tarlatan vermişler yani belime göre ayarlananı değil normal tarlatanı koymuşlar yanlışlıkla. Çatal iğnelerle bir ayarlama yapmak durumunda kaldık son anda. :) Ama İstanbul'daki düğünde herşey gayet iyiydi. Gerçi ikisinde de onca ağırlığa rağmen , ilk andan itibaren gelinliği çok rahat taşıdım. İlkinde daha kirlenmesin endişesi ile kuyruğunu kapalı tuttum oynarken ama ikincide saldım çayıra mevlam kayıra modundaydım. :)

Neyse çenem düştü yine düğün deyince. :) Yıldönümümüz yaklaşıyor neredeyse ben hala gelinliğimden bahsediyorum. Ama insan evleneceklere tecrübelerini aktarmak istiyor. Ufacık detaylar bile o günü size zehir etmek için nöbet bekliyorlar çünkü. Hele ki benim gibi herşey mükemmel olmalı diyenlerdenseniz bu ufak detaylar kabusunuz olabilir.(Boşuna dememişler mimarlar mükemmeliyetçi olur diye) Çok şükür ki ben kabussuz atlattım herşeyi. Darısı tüm evleneceklerin başına olsun.

Asıl konumuza dönelim derim ben. :) Hülya ve Yasin'in hayırlısı ile mutlu , sağlıklı , huzurlu, bol kazançlı, istedikleri adet ve cinsiyette çocuklarının olduğu, sevgi-saygı ve aşk dolu bir evliliklerinin olmasını temenni ediyorum. Herşey ama herşey gönüllerince olsun diyorum.

Not: Tarlatanın ne olduğunu bilmeyenler olabilir. Tarlatanı ; gelinliğin içine giyilen , kademe kademe tellerin genişleyerek eteğe doğru indiği ve gelinliğe kabarıklığını veren bir iç etek diye özetleyebiliriz sanırım

14 Mayıs 2008 Çarşamba

Esra & Serkan Nişan



Esra ve Serkan'ı artık hepiniz tanıyorsunuzdur sanırım. :) 10 / 05 / 2008 Cumartesi akşamı bu iki güzel insanı, inşallah birdaha hiç kopmamak üzere, nişan alyanslarıyla birbirlerine iyice sıkı sıkı bağladık. :)
İkisini de o kadar çok seviyorum ki artık kız tarafı mıyım, erkek tarafı mıyım unutmuş durumdaydım ki; nişana erkek tarafı ile birlikte katılmamla hatırlamış oldum. :)
Nişan, nişanlanacak çifin isteği doğrultusunda kız evinde yapıldı. İnanılmaz büyük ve güzel bir hazırlık yapılmış kız evinde. Eminim dışarıda olsaydı Esra'nın annesi ve babası daha az yorulurlardı. Her detay düşünülmüştü. Servis için özel ekipler tutulmuştu. Mezelerin biri gitti biri geldi, yemekleri maalesef sayamayacağım çünkü çok fazlalardı. Tatlılar deseniz mümkün diil anlatmam. Ama tüm bu detayların ötesinde şu güzel çiftimize bakar mısınız? Gözlerinin içindeki o ışığın ve yaşadıkları tatlı heyecanla karışık mutluluğun yanında bu kadar özenilmiş olsa bile detaylar önemsizleşiyor adeta.
Nişan yüzüklerini Serkan'ın anneannesi inanılmaz güzel bir konuşma yaparak taktı. Nişanın ardından sabahın ilk ışıklarına kadar sürmüş olan eğlenceye maalesef ki eşimin rahatsızlığı dolayısıyla katılamadık. Düğünde inşallah sandalyelerin neye benzediği konusunda hiç fikir sahibi olmayarak bu açığı kapatacağımıza inanıyorum.
Huzurunuzda Esra ve Serkan'a bir ömüüüüüüürrrrr boyu mutluluklar diliyorum. Sevgili anneannemizin konuşmasını belki heyecandan dinleyememişlerdir ya da bir kulaklarından girip çıkmıştır ama kendilerine tavsiyem kamera görüntüleri varsa bir şekilde bulup o konuşmayı tekraar tekrar dinleyip hazmetmeleridir. Şimdi diyeceksiniz ki sen kaç aylık evlisin de bu kadar bilir kişi olup çıktın başımıza. Haklısınız ama inanın o konuşma deneyim kokuyordu, evliliği o kadar güzel harmanladı, o kadar önemli tavsiyelerde bulundu ki anlatamam. Ben o güzel konuşmanın tamamından dersimi çıkarıp kaydettim. :)
Yolları hep açık olsun. Sevgileri, saygıları daim olsun inşallah. Kem gözler ve nazar üzerlerinden uzak olsun. En az nişan günleri kadar mutlu olsunlar. Boy boy çocukları olsun. Evlerinden yatılı misafir eksik olmasın. ;)
İkinizi de çok seviyoruz.

12 Mayıs 2008 Pazartesi

Türk Dil Bayramımız Kutlu Olsun












Dilimizi devlet dili yapan ulu şahsiyet Karamanoğlu Mehmet Bey’in 13 Mayıs 1277′de ferman yayımlayarak “Bugünden sonra hiç kimse sarayda, divanda, meclislerde ve seyranda Türk Dili’nden başka dil kullanmaya!’ diyerek anadilimizin yabancı dillerin boyunduruğundan kurtulmasını sağlaması yönüyle, dil bayramı için 13 Mayıs uygun görülmüş.

Büyük olasılıkla biliyorsunuzdur, duymuşsunuzdur: Türkçe, dünyada en çok kişinin konuştuğu 5. dil; anadili bakımından 3. dil; konuşulduğu yerlerin yüzölçümü bakımından ise 1. dildir.

Bu kadar köklü, güçlü ve yaygın bir dile sahip bir ulus, diline karşı bu kadar saygısız olmamalı bence. O yüzden gelin hepimiz dilimize sahip çıkalım ve 13 Mayıs Türk Dil Bayramı'nın daha çok kişi tarafından bilinmesini ve kutlanmasını sağlayalım. Türkçemizi düzgün kullanalım ve kullandıralım. :)

10 Mayıs 2008 Cumartesi

Annem'e

Yakın bir zamanda anem için bir yazı yazdığım için anneler günü yazımda çok sevdiğim Can Dündar'ın, çok sevdiğim yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum müsadenizle. Bu yazıyı bütün annelere armağan ediyorum.

Bazı kısımlarını kendime uymadığı için çıkardım ama yine de bütünü bozmadığımı düşünüyorum.

Canım , melek annemin ve tüm annelerin anneler gününü kutluyorum. Anneciğimin hakkının ödenmez olduğunu biliyorum. Ve anneme burdan tekrar diyorum ki;

Seniiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii Çooooooooooookkkkkkkkkk Seviyorumm. Ama asla senin beni sevdiğinden daha çok sevemeyeceğimi biliyorum. Ne kadar mı seviyorum? Dünyalar kadar. :)


Sevgili Anneciğim,

Eminim karnındaki ilk tekmemden, hatta doktorların 'Bundan sonra ağır kaldırmak yok' müjdesinden beridir iki kişilik yaşıyorsun yaşamı...

Doğum odasında bir küçük el saçlarına tutununca değişti herşey ve o el, o saçtan hiç eksik olmasın istedin. Kimbilir kaç geceyi karyola başuçlarında derin iç çekişler dinleyip hüzünlenerek uykusuz geçirdin, kaç emzirme seansında bitkin uyuyakaldın. O gün bugündür hayatı, bir toprakla çiçeği kadar ortak üretiyor, tüketiyoruz.Yolboyu, kusurlarını hiç görmedik birbirimizin, yeteneklerimizi abarttık karşılıklı; toz kondurmadık üzerimize, kol kanat gerdik... Ben dünyanın en iyi evladıydım, sense; tarihin en iyi annesi... Her çığlıkta başucumda biteceğini bilmenin güveniyle büyüdüm. Her derdimde benden çok dertleneceğini bilmenin o bencil alışkanlığıylaayakta kaldım.

Sevginle donandım... Ama sonra birden o korkunç çark devreye girdi ve yaşamın acımasız kuralı işledi ;Büyüdüm... Senin kollarında 'sen'den habersiz, bambaşka bir 'ben' çıktı ortaya. Bazen o eski 'ben'e hiç benzemeyen bir 'ben'... Çünkü farkettim ki, anlattığın masalların yaşamda karşılığı yokmuş. Kızlar bir prens umuduyla kurbağaları öpedursun, ben her yalanda burnumu yokladım. Şaşırdım. Bostandaki lahanaların, ısırılmış lahanaların ve benzeri pastoral ninnilerin modasının geçtiğini gördüm sokakta...

Söyleyemedim sana... 'Devir de amma değişti' diye yakınırken sen; ben ilginle boğulduğumdan dertlendim. Bir yerim yaralandığında 'Anam görürse ne kadar üzülür' diye gizlemeye çalışmak küçük bir çocuk için nasıl bir yüktür bilir misin?Acından çok onda yaratacağın acı, acıtır canını...

Oysa ne çok acılar paylaştık seninle...Ve ne çok sevinçler yaşadık beraber...Nasıl dar günlerde yardıma koşup, kaç şenliğine ortak olduk birbirimizin? ...Lakin artık kafesten uçma vaktiydi.'Danaların girdiği bostan'da ayakta kalabilmenin yolu, tek başına kanat çırpmayı öğrenmekten geçiyordu.

Yargıladık birbirimizi bir dönem...Sorguladık... Sen her sohbete 'Bizim çocukluğumuzda...' diye başladıkça ben, değişen takvim yapraklarını koydum önüne...

Nasıl da zalim bir çark bu değil mi? Doğuyor, doğuruyor ve günün birinde yuvadan uçacağını bile bile koca bir ömrü karşılıksız veriyorsun... Ve hayat birden ıssız bir adaya dönüşüveriyor. Sonrası kâh bir kapı zili beklentisi, kâh bir mektup, kâh bir telefon sesi... Gizliden gizliye özlenen bir torun müjdesi... Fotoğraflar sarardıkça solan bir yaşam ve uzaklaştıkça yakınlaştığımız bir mazinin geri dönmez anıları... Yazılarla konuştuk öyle zamanlarda...Bakışlarla anlaştık. Ağlaştık birbirimizden gizleyerek acılarımızı... Bir mimikle özleştik, bir gülüşle kavuştuk. Ben büyürken seni de büyüttüm.

O korkunç çark, acımasız bir hızla dönmeye devam ediyor. Zaman, öğütüyor kuşakları... İnsan ancak mahrum kalınca anlıyor sevginin değerini...Bense sevginden mahrum kalmaya fazla dayanamayacağımı biliyorum.

O yüzden bu Anneler Günü'nde sana upuzun bir ömür diliyorum. Hem biliyor musun?
'SENİ ÇOK SEVİYORUM'......
Can Dündar

06 Mayıs 2008 Salı

100. yazı

Yahu ben ne zaman 100 tane yazı yazdım anlamadım ki; Daha dün başlamamış mıydım blok yazarlığına? Şaştım kaldım doğrusu.

Müsadenizle kendimi tebrik etmek istiyorum. Daha güzel yazılara imza atabilmeyi diliyorum. Bu blok bana pekçok güzel dost kazandırdı. Sanal dost deyip geçmeyin. Herbiriniz benim için çok değerlisiniz.

Mesela Sevgili Laçin'in düğünü oldu; o gün yağmur vardı ve ben kendim gelin oluyormuşcasına dua ettim kendisine. Nazo'cuğum evlenecek ya merak ediyorum neler yapıyor, hazırlıkları nasıl gidiyor diye. Archisugar Esra'nın kızının hastane resimlerini gördüğümde üzüntüden öldüm adeta. Biyo'cum kendini cayır cayır yaktığında saçma tadaviler uyguluyor ve önemsemiyor diye içim içimi yedi. Alev'ciğimin oğluşu hastalandığında da öz evladım gibi meraktan öldüm günlerce. Serpil Türkiye'ye gelip ailesiyle hasret giderebildi diye çok mutlu oldum. Moonsun dönüm noktasındayım dediğinde, bu noktada en iyi ve hayırlı yolu seçmesi için dua ettim tüm kalbimle. Ayrıca ismini buraya yazamadığım diğer tüm dostlarımı bugün neler yapmış , neler yazmış acaba diyerek merakla ziyaret ettim hergün.

Beni, blog alemi ile şu dünyada gerçek dost kavramı dediğimde gözümün önüne gelen birkaç isimden ikisi olan Firuze&Saniye tanıştırdı. Kendilerine şirin bir blok yaptılar ve bu işin çok basit ve zevkli olduğuna beni inandırdılar. Diğer bir dostum Funda (İrem'in annesi) da çok destek oldu. Velhasılı kelam bu blok oluştu. İlk başta yazısız sadece yaptğım yemekleri ileride gülmek için eklediğim bir bloktu. Sonra hayatım oldu. Hayatımdan kesitler oldu. Sevinçlerim, hüzünlerim, paylaşmak istediklerim oldu...

Ben iyi insanların iyi insanlarla bir şekilde bir yerlerde biraraya geldiğine inanıyorum. Bu küçücük blokta sizlere açtığım dünyamda her yeni ziyaretçi ile bir mutluluk, her yeni yorum ile bir ışık buldum. İyi ki varsınız. İyi ki bu blokta bir şekilde yazmaya başlamışım.Hepinizi çok seviyorum.

05 Mayıs 2008 Pazartesi

Hıdrellez

Yarın Hıdrellez. Hıdrellezle ilgili bir araştırma yaptım ve aşağıdaki bilgilere ulaştım. Sizlerle de paylaşmak istedim. Bu gece saat tam 12 olduğunda gül dibine bir kağıda çizdiğiniz dileğinizi ve bütünsene cüzdanınızda bereket için taşımanız gereken bozuk parayı gömmeyi unutmayın. Paranızı yarın alın, oje ile işaretleyin ya da minik bir kumaşın içine koyun. Bütün sene harcamadan cüzdanınızda taşıyın. Bereket getirir derler. :)

Bir de biz ben küçükken gece 12 de apartmanın bayanları olarak dışarı çıkar güle oynaya en yakınımızdaki dörtyola dileklerimizin şekillerini çizerdik. Ey gidi günler eyyyyyy.

Hepinizin; sadece bugün değil herzaman hayırlı dileklerinizin gerçek olmasını dilerim...

Bahtlarının açılması için kızlar bu geceden gül dallarına kırmızı bezler bağlayıp, gül dibine yüzükler atacak, ev araba isteyenler bahçe köşelerine taşlardan topraktan küçük örnekler yapacak, kiler kapıları, cüzdanlar açık bırakılacak ki bereket dolsun, çünkü yarın hıdrellez.
İnsanların kıştan kurutuluşlarının bir işareti ve baharı karşılama, piknik yapma, stres atma, eğlenme, adak adama, dilekte bulunma gibi düşünceleri gerçekleştirme amacıyla gelenekselleşen "bahar bayramı-Hıdrellez" yarın kutlanacak.
İnanışa göre Hıdrellez, Hızır ve İlyas Peygamberlerinin her bahar başlangıcında buluştuklarına inanılan 6 Mayıs'a rastlayan günde ölümsüzlüğe erişmiş olan iki Peygamber, İlyas ve Hızır, Hıdrellez günü buluşup görüşürler. Yerleşmiş geleneğe göre Hıdrellez gününde, bu buluşmayı ve baharın gelişini kutlamak için eğlenceler düzenlenir.
Mevsimlik bayramlardan biri olan Hıdrellez, Türkiye'nin hemen her köşesinde kutlanır. Hıdrellez gecesi Hızır'ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inancıyla, sadaka verme, oruç tutma ve kurban kesme gibi adetler de uygulanır.
Hıdrellez kutlamaları daima yeşillik, ağaçlık alanlarda, su kenarlarında, bir türbe ya da yatırın yanında yapılır.
Hıdrellez gecesi bereket vereceği inancıyla yiyecek kaplarının, ambarların ve para keselerinin ağızları açık bırakılır. Ev, bağ-bahçe, araba isteyen kimseler, Hıdrellez gecesi herhangi bir yere istediklerinin küçük bir modelini yaparlarsa Hızır'ın kendilerine yardım edeceğine inanırlar. Hıdrellezde baht açma törenleri de oldukça yaygın olarak uygulanan geleneklerden.

02 Mayıs 2008 Cuma

Pearl Restaurant

Dün eşim bize bir güzellik yaptı ve bizi ; eşimle çok sevdiğimiz bir mekan olan Pearl Restaurant'ta yemek yemeye davet etti. Bu nazik teklif geri çevirilip, mutfağa girişilemezdi elbette. :) Hem Esra'cığımın da Pearl'ün o leziz Akdeniz usulü somon ızgarasını tatmadan gitmesi olmazdı doğrusu. Daha arabadayken gözüme kestirdiğim üst kat cam kenarı masayı görevli bayanın güler yüzü eşliğinde havada kaptık.

Pearl Restaurant Bebek'te deniz kenarında.(aradaki sahil yolunu saymazsak). İnanılmaz hoş bir ambiansı var. Çalan müzikler tam iş çıkışı insanı dinginliğe kavuşturacak nitelikte. Yemekler zaten enfes. Pearl aklınızın bir kenarında bulunsun derim.

Bu arada hayatımda ilginç olaylar yaşanmakta. :) Netleşince sizlerle paylaşacağım. Ne diye sormayın çünkü şimdiden söyleyemem. :)Merakla bekleyin bakalım. :)

29 Nisan 2008 Salı

İYİ Kİ DOĞDUN CANIM ANNEMM...



Kardeşimle dünyamızı aydınlatan ışıklardan birinin varoluş günü bugün... Bugün annemin doğum günü.

Bu sabah anneciğim eşimle birlikte Kırıkkale'ye yola çıktığı için kutlamasını dün akşamdan yaptık. Tabii ki süpriz bir şekilde. Kardeşimle iş çıkışı bizim evimizin kapısında buluşup , elimizde pasta ve hediyelerimizle; pastanın mumları yanık merdivenlerden çıktık. Kapıyı açmış beni bekleyen annem mumların yüzlerini aydınlattığı 2 evladını karşısında görünce şok oldu tabii ki. Karnımız aç olduğundan pasta merasimini yemekten sonra yineledik. Annem doğum gününü neredeyse 15 sene sonra ilk kez yavruları ile birlikte kutlamış oldu. Akşam boyunca bizim için bir ömre bedel olan gülümseyişi yüzüne yapışık halde dolaştı. :)

İyi ki doğmuş ve bizleri doğurmuşsun anneciğim. Sen şu dünyada gözümü kırpmadan uğruna canımı feda edeceklerim listesinde ilk sıralardasın.

Ben senin hakkını nasıl öderim annemmm.

Küçük kızın şarkıda söylediği gibi"Ne olur gitme, hep yanımda kal, Beni kollarına al" :( Ama mümkün değil bu biliyorum. Bize sunulan kısıtlı zamanlarla yetinmek durumundayız. Bu çark sevdiğimiz şeylerin tümü için geçerli değil mi zaten?

Ne zaman büyüdüm ben annem, oysa daha dün değil miydi okuldan gelişlerimi pencerede gözlediğin günler? Resim ödevlerime inatla yardım etmediğin gün dün değil miydi söyle bana? Eşyaları yenileneceği için boş kalan oturma odasında kendime özel oda istiyorum diye haftalarca yer yatağında yatan inatçı kızınım ben hala.Ve hala seni aynı çocuk ruhumla seviyorum inan bana. Yeri geldi sırlarımı paylaştın, sırdaşım oldun, dostum oldun, arkadaşım oldun. Yeri geldi beni korumak uğruna önümdeki duvar oldun, set oldun. Yeri geldi babamla aramıza kalkan oldun ama şu kısacık hayatta tüm varlığını bize adayan da sen oldun.

Aramızdaki bağ o kadar kuvvetli ki,; elime iğne batsa yüreğinin bir yanı sızlıyordur eminim. Ne yollar ayırabilir gerçek manada bizi ne de başka bir engel... Benim yüreğim burda her zaman seninle atacak. Ve seninki de her atışında adımızı tekrarlayacak biliyorum, bugüne kadar olduğu gibi.

Ellerin saçlarımda geziniyor hala ve gözlerime doldukça yaşlar, özlemin yüreğimde bir dağ oldukça; o ellerin kokusunu içime çekiyorum deriiin deriin. Mis gibi sen kokuyor ortalık. O an anlıyorum ki biz hiç ayrı değiliz aslında.

SENİ ÇOK SEVİYORUM ANNEMMM.

28 Nisan 2008 Pazartesi

BGİAD OLAĞAN GENEL KURULU

BGİAD (Beşiktaşlı Gençİşadamları Derneği 'nin yani derneğimizin iki yılda bir Nisan ayında yapılması gereken olağan genel kurul toplantısı 27 Nisan 2008 Pazar günü İstanbul Hilton otelinin Hyde Park toplantı salonunda yapıldı.

Başkanımız Sayın Nadir Yaman Oy birliği ile yeniden başkanlık görevine seçildi. Asıl ve yedek yönetim kurulu üyelerimizle birlikte yeni yönetim kurulu, objektiflerimize yukarıdaki gibi yansıdı.

Başkanımıza ve yeni yönetime önümüzdeki 2 yıllık süreçte başarılar diliyorum. BGİAD'ın şimdiye kadar olduğu gibi Beşiktaş camiasına güzellikler ve yenilikler katmaya devam edeceğinden eminim. Hepimize hayırlı olsun.