Can durağını arıyorsan ey can ;
Can da sensin, durak da sensin.
Bir lokma ekmekse peşinden koştuğun,
Elbet ekmek de sensin.
Eğer akıl erdirebiliyorsan bu sözün sırrına;
Bil ki her ne arıyorsan o sensin.
Hz. Mevlana
İstanbul etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
İstanbul etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

16 Haziran 2008 Pazartesi

Boğaz Turuuuuuuuuuuuuu :)




Canım annem yine bizleri çok mutlu etmeyi başardı. Sizlerle paylaşamamıştım geçen hafta geldi aslında süpriz bir şekilde. Ahhh bir de babacığım da gelebilse tam süper olacak. :) İnşallah yakında onu da görürüm.
Cumartesi öğlen iş çıkışında annemi gidip kardeşimin evinden(benim eski evimden :( ) aldım. Beraber büyüdüğü çocukluk arkadaşı ile buluşturdum. Öyle tatlılardı ki görmeniz lazımdı. Nevin abla hiç evlenmemiş. Benim evime çok yakın oturuyor. Çok candan ve müthiş bir hafızaya sahip bir bayan. Kendisine maşaallah dedim bol bol. Eski anılarını yad ettiler. Ben de yüzümde güzel bir tebessümle izledim onları. Nevin abla seneler sonra bulmuş annemi. Üstün hafızası sayesinde. Annem kardeşime geldiği gün babam vasıtası ile aldığı telefondan kardeşimi aramış. Kendini tanıtmış. Tabii ardından kocaman çığlıklar kopmuş. :)
Daha sonra eve geldik ve benim aylardır burnumda tüten anne türlüsünü yaptık. :) En çok anne yaptı ama. O sırada ben de bulgur pilavı yaptım. :) Eşimin gelmesi ile evin içini mis gibi kokutan yiyeceklerimizi midemize indirdik. :)
Pazar günü yeğenimiz İrem üniversite sınavına girdi. Onun için bol bol dua ettik. Sonra kallavi bir Pazar kahvaltısı yaptık. Ortalığı toparladık, gazete fasılını hallettik ve annemle hadi ne duruyoruz evde diyerek attık kendimizi sokaklara. Bebek Abbas'tan waffle aldık. Park yeri bulamayınca bastık Ortaköy'e gittik. Annem Ortaköy'ü hiç görmemiş. Kendime kızdım senelerdir neden getirmedim diye. Bir kez gelmiştik ama yağmur bastırınca arabadan inemeyip geri dönmüştük. Bu sefer hava çok güzeldi. Ortaköy'ün ara sokaklarında laylaylom şeklinde dolaştık ana-kız. Anneme çok güzel laleli bir broş aldım. Annemlerin arkadaşlarının oğlu Çağdaş ile buluştuk. Hepberaber bol sohbetli güzel bir boğaz turu yaptık.
1 saat süren turun ardından evimize geldik. Benim ağzımda sürekli çıkan aftlar için aldığımız ekşi karadutu kaynattık. Harika bir pasta yaptık. Ben acil durumlar için köfte yapıp dondurucuya attım. Anlayacağınız anne - kız çok güzel bir hafta sonu geçirdik. :) Bu haftaya daha bir moralle başladım. İyi ki varsın annem. Artık istemeseniz de sizi İstanbul'a taşımak farz oldu. :)

14 Haziran 2008 Cumartesi

TOCC Restaurant

Bu yazımda Tocc restauranttan bahsetmiştim. Eşimle bizim vazgeçilmez mekanımız oldu tocc .
10 Haziran tarihinde Güneş gazetesi yazarlarında İdil Çeliker Tocc ile ilgili bir yazı yazmış. O kadar güzel anlatmış ki herşeyi sizlerle paylaşmadan edemedim. Buyrun bakalım siz de okuyun. Umarım birgün mutlaka Tocc'u görme ve o ambiansı yaşama şansınız olur.

http://www.gunes.com/2008/06/10/yazarlar/yi.html

07 Haziran 2008 Cumartesi

Hülya'cım geliyor

Fotoğraftaki şeker gibi kişilik Hülya. :) Benim 2 yıldır tanıdığım ama kısa sürede de gerçek dost olunabileceğini kanıtlayan arkadaşım olur kendisi. Dostluğun sadece uzun yıllarla değil yürekle, kalple olacağının bir kanıtıdır Hülya adeta.

Hülya ile bir gezide tanıştık. Annemlerin memlekette güzenledikleri bir Akdeniz gezisine benim de katılmamı ısrar etmeleri sonucunda kendimi o gezi otobüsünde buldum. Uykusuzdum. 2006 senesinin 19 Mayıs tatiliydi sanırım. 19 Mayıs Cuma'ya geldiğinden. 3 günlük bir tatildi. Ben ekstradan 1 gün daha izin almıştım.

Çarşamba gecesi bindiğim otobüsten Perşembe sabahı hiç uyumamış ve perişan bir halde inmiştim. Annemleri uzun zamandır görmemiş olmanın verdiği heyecanla tüm günü onlarla geçirmiştim. Perşembe gecesi de Kırıkkale'den Alanya'ya doğru gezi otobüsümüz yola çıkmıştı. Benim pilim sıfırdı ve otobüsteki herkes çok enerjikti. :) Kuralar çekiliyor, şarkılar söyleniyor, göbekler atılıyordu daracık otobüs koridorunda. Bense o gürültüde uyumaya çalışan zavallı bir tiptim aralarında. :) Hani okul turlarında haylaz delikanlılar en arkayı kaparlar da orda süper bir muhabbet döndürürler ya. Hani herkes en arkada olmak ister ama olamaz. Biz de en arkanın önündeydik. Gezinin haylazları yani babam ve annemin arkadaş grubu arkayı iyice kaynattıklarından benim uyumam sadece bir hayaldı. Hayalden de öteye gidemedi zaten. :)

Neyse efendim gezide yirmili yaş grubu olarak sadece 4 kişiydik. :) E bu 4 kişinin de kaynaşmaması beklenemezdi elbette. Hülya ve Meral zaten arkadaşlardı. Hülya o geziye Meral aracığlığı ile katılmış. Gönüller güzel olunca yaşanan kaynaşma daha sıcak daha samimi ortamların oluşmasıyla pekişti.

Ve tatil bitti, telefonlar alındı, görüşmek üzere dendi ve ayrılındı. Ama sıradan tatil arkadaşlıklarından olmadı bizimkisi. Aradık, sorduk birbirizimi. Buluştuk.Görüştük. Benim Kırıkkale'deki düğünüm için en çok koşturanlardan biri oldu Hülya. Hakkını asla ödeyemeyeceklerimden biri. :)

Şimdi beni özlediği için ve benim de gel noolur muhabbetin belini bükelim ısrarlarıma dayanamadığı için İstanbul'a geliyor. :) Ağzım kulaklarımda. 1.5 saat sonra burda. Hava kapalı olsa da bizim için hüzlı ve güzel bir hafta sonu olacak inşallah.

Bugün öğleden sonra şirketten arkadaşım Nazan'cığımın evine davetliyiz bütün bayan şirket çalışanları olarak. Gelir gelmez Hülya oraya sürüklenecek benimle.Herkesin onu çok seveceğinden ve onun da orda rahat hissedeceğinden eminim. Akşam Cahide'deyiz kısmetse. Yarın da hava açsa da havuz keyfi yapsak lak-lak'ın yanında. :) O kadar karanlık ki hava, bu bulutlar hiç gidiciye benzemiyor. Ben yine de dua edeyim belki gönül kapım açıktır. :)

Çenem düştü yine. Hülya geliyor dedim, neler anlattım neler. Yeni haberlerle ilerleyen günlerde karşınızda olacağım sevgili dostlarım. Şimdilik hepinize güzel bir hafta sonu diliyorum...

24 Mayıs 2008 Cumartesi

Ayşe Geldi Hoş Geldi



Ayşe bizim çok sevdiğimiz bir arkadaşımız. Londra'da kendisi ile çok güzel günler geçirmiştik. Amsterdam'da yaşıyor aslında . 1 haftalığına gelmiş bizleri görmeye. Dün onu muhteşem manzarası ve leziz Akdeniz Somonu ile bizi her zaman cezbeden Pearl'de ağırladık. Manzaraya ve somona bayıldı. Duygu'cuk da çok sevdi mekanı ve yemekleri. :) Dün akşam çok sevdiğimiz iki dostumuzla çok güzel vakit geçirdik anlayacağınız. Bizi kırmayıp geldikleri için Ayşe ve Duygu'ya çok teşekkürler.

01 Mayıs 2008 Perşembe

Esra geldi hoş geldi. :)

Esra benim üniversiteden çok sevdiğim arkadaşlarımdan biri. Beraber az gülüp eğlenmedik o güzel okul yıllarında. Okul bittikten sonra ben İstanbul'a savruldum, Esra da memleketi olan Gaziantep'e.

Esra'nın Antep'te biraz bunaldığını hissettim ve bir süredir gelmesi için baskı yapıyordum. Neyse ki yapı fuarı imdadıma yetişti. Biz ; Funda,Esra ve ben geleneksel olarak benim Ünicup dediğim etkinlikler çerçevesinde her yıl yapı fuarı zamanı İstanbul'da buluşmayı adet edinmiştik. Ama 2 senedir Funda'cık bebiş dolayısı ile aramıza katılamamakta. Geçen sene hamileydi, bu sene de bebiş küçük. :( Bir yanımız eksik kaldı elbette ama geleneğimizi sürdürebiliyor olmak da ayrı bir mutluluk...

Sabah 06:30 da Esra'yı havaalanından aldım. 07:00'da evdeydik ve birlikte kallavi bir kahvaltı yaptık. Ve maalesef Esra'yı dinlenmesi için evde bırakıp işe geldim. :) Eski ünicup günleri anısına , eski fotolardan da eklemek istiyorum. Buyrun bakalım...

01 Nisan 2008 Salı

TOCC Restaurant

Dün akşam iş çıkışı arkadaşımız Cenk'in ofisine gittik. Cenk ve ortağı Tolga ofislerinde tadilat yapmayı düşünüyorlarmış. Onunla ilgili mekanın ölçülerini aldıktan sonra sahibi oldukları TOCC Restaurant'a gittik.

TOCC çok güzel bir mekan. Asmalı Mescit'te Sofyalı Sokak'ta... İçine girildiği anda sıcaklığıyla sarmalıyor. Yemekler inanılmazzzz güzelll. Servis mükemmel ve ayrıca çalışanlar çok şeker ve güleryüzlü. Yolunuz İstiklal Caddesine düşerse bence mutlaka bir deneyin. Hatta düşmese de düşürün derim.

Aç girilip Tocc çıkılan bir mekan. :) Elinize sağlık Cenk ve Tolga. Ve çok teşekkür ederim. Güzel bir akşam geçirdik.

31 Mart 2008 Pazartesi

Ada Cafe

Ada cafe'de arkadaşlarımızla keyifli bir akşam geçirdik hafta sonunda. Ada cafe'de yine evimizde gibi hissettik. Yemekler süperdi. Müzik çook iyiydi. Benim neşem yoktu o ayrı. Ama geçti şükür.

24 Mart 2008 Pazartesi

Bahara Merhaba :)

Bu öğlen kızlarla hem hava almak, hem de bir kahve içmek maksadıyla dışarı çıktık. Bir de ne görelim etrafı laleler sarmış. Kaldırımlar rengarenk. Ben dayanamadım atladım lalelerin önüne ve işte bu renkli fotoğraf çıktı ortaya. Sultan'cığımın ellerine sağlık...
Gerçi laleler sarı-kırmızı, benim yüzüm şişko çıkmış, gözlerimi kısmışım ve gözlerim kırışık çıkmış ama yine de güzel fotoğraf. Saçımın ciladan sonraki halini de bu vesile ile görmüş oluyorsunuz. Bir taşla iki kuş vurdum yine. Eee daha ne olsun?

17 Mart 2008 Pazartesi

Topkapı Sarayı

Topkapı Sarayı'nı gezmeyenlere işte fırsat. Süper bir düzenleme ile sarayın her tarafını 3 boyutlu olarak gezip görebiliyorsunuz. Ben gitmiştim ama o kadar büyüktü ki bu sitede gezdiğim kadar detaylı gezebilme şansım olamamıştı. Hadi bakalım iyi gezmeler. Yazı başlığına tıklamanız yeterli... (Topkapı Sarayı'na)

25 Şubat 2008 Pazartesi

Üsküdar'da güneşli bir öğlen arası






3 gündür İstanbul'da hava inanılmaz güzel. Şubat ayı değil de Nisan sonu sanki. Geçen hafta karla boğuşan biz değilmişiz gibi inatla parlıyor güneş. Ve biz de Şirketten arkadaşlarım Sultan ve Hülya ile bu güneşi değerlendirmek adına öğlen yemek saatimizde Üsküdar- Kuzguncuk arasında deniz kenarında yeralan Beltur Paşalimanı tesislerinde aldık soluğu. Ne de iyi etmişiz. İşte İstanbul'da olmanın ve boğazın tadını çıkardığımız o güzel anlardan birkaç kare. :) BEŞİKTAŞ gemisinin de boğazdan salınması bizim oturduğumuz dakikalara gelince bir Beşiktaşlı olarak bu anı ölümsüzleştirmeden duramadım. :) İstanbul'u özleyenlere bir nebze mutluluk verir umarım bu güzel resimler.