




Milano çılgın bir şehir. :) Moda şehri ünvanını sonuna kadar hakediyor. Hiçbir vitrinde beğenilmeyecek bir ürün göremedim ben. Herşey muhteşem.
Şehrin merkezi Duomo katedralinin olduğu meydan. Katedralin her noktası heykellerle bezenmiş. İrili ufaklı pek çok heykel binayı korumaya almış adeta. Yeni biten restorasyonuna da hayran kaldım. Bu kadar ince , titiz ve güzel bir çalışmaya hayran kalmamak mümkün değil.
Şehirdeki bütün tarihi binaların bakım ve temizliği yapılmış durumda. Duraklar haricinde taksiye binilemiyor. İnsanlar mümkün olduğu kadan otomobil kullanmıyorlar. Etrafta şık giyimli bay ve bayanları bisiklet ya da vespa motorsikletle işlerine gider ya da dönerken görebiliyorsunuz sık sık. 12:30 - 15:30 arası siesta zamanları. Dükkanlar ve iş merkezleri kapanıyor. İnsanlar dostlarıyla buluşup yemek yiyip, lak lak ediyorlar o saatlerde. :)
Yanınızdan dakika başı çok güzel bir bayan geçebiliyor. Manken ve fotomodellerin alışveriş için uğrak yeriymiş Milano. Ayrıca Paris Hilton tarzı bayanlara çantalarında fino köpekleri ile alış-veriş yaparken sık sık rastlayabiliyorsunuz. Büyük markaların şehrin merkezinde dev binaları var. Milano için ayakkabı cenneti desem yalan söylemem. Ayakkabı konusunda çok çok ilerdeler. Çok kaliteli herşey.
Böyle güzel ve şık bir alış-veriş şehrinden birşeyler almadan ayrılmamın mümkün olmadığını tahmin etmişsinizdir hepiniz. Ama aldıklarımla ilgili ayrı bir yazı yazacağım için burda değinmiyorum. :) Milano 'daki 3 günlük serüvenimizin ardından 2 haftalık muhteşem tatilimizi sonlandırdık ve güzel ülkemize döndük. :) Şu da bir gerçek ki insanın evi gibisi yok.
Ayrıca şu da 2.bir gerçek ki bizim İstanbul'umuz aslında bu şehirlerin hepsinden milyon kat daha güzel. Ama çok bakımsız ve karmaşık. Ve insanlarımız gerçekten saygısız ve bencil. Belki buna zaman zaman ben de dahil oluyorumdur akıntıya kapılıp bilemem. Daha güzel bir Türkiye dileğiyle...









































