Can durağını arıyorsan ey can ;
Can da sensin, durak da sensin.
Bir lokma ekmekse peşinden koştuğun,
Elbet ekmek de sensin.
Eğer akıl erdirebiliyorsan bu sözün sırrına;
Bil ki her ne arıyorsan o sensin.
Hz. Mevlana
spor etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
spor etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

21 Haziran 2008 Cumartesi

Türkiye Yarı Finaldeeeeeeeeeeee :)


Dün Milli takımımız bütün ülkede düğün havası yaratan bir zafere imza attı. Bütün oyuncuları ve teknik ekibi tebrik ediyorum.

Ne yalan söyleyeyim ben de ilk maçlardaki kötü futbolu görünce, herkes gibi, buralara kadar gelinebileceğini aklımın ucundan bile geçirmemiştim. :)

Dünkü maçta Usanmaz ailesi, biz ve Ayşe hop oturup hop kalktık herkes gibi. Maç bittiğinde nezih bir muhitte oturuyor olmamıza rahmen dışarıdan gelen silah sesleri yüzünden sevincimizi bile doya doya yaşayamadık.

Buradan tuttuğu takımın ya da milli takımın galibiyetiyle silahına sarılanlara sesleniyorum. Belki sesimi duyan birisi olur. Lütfen o tetiğe sokunmadan bir kez daha düşünün. Bu mudur sevinç? O silaha sarılmak yerine yakınınızdakine sarılıp hoplayıp bağıramaz mısınız? Olmaz demeyin, ben dikkatliyim demeyin, böyle nice kazalar yaşanıp gazetelere manşet olmadı mı? Silahınızı sevinç aracı değil korunma aracı olarak bulundurmanızı ve kullanmanızın gerekmemesini diliyorum.








15 Mayıs 2008 Perşembe

BJK Kongre Üyeliği

Az önce kongre üyeliği için yapmış olduğım başvurunun kabul edildiğini öğrendim. Çok mutluyum. Bunca sene gönül verdiğim takımın kongre üyesi sıfatını almış olmam benim için çok özel ve çok önemli bir duygu.
Bana bu yolda destek veren ve yardımcı olan eşime çok teşekkür etmek istiyorum. Heyyyttt beeeaaa. Şu anda karşınızda Beşiktaş Jimnastik Kulübünün yeni kongre üyesi duruyor. Artık tepkimi sadece sözle değil, vereceğim oylarla da belli edebileceğim. :) Kork benden başkan. :)
Birin beni yere indirsiiiiiiiiiiiiiiiiiiiinnnnnnnnnnnn. :)

13 Mayıs 2008 Salı

Beşiktaş'lılık


Aşağıdaki yazıyı kim yazdıysa ne güzel yazmış. Ellerine sağlık.Ben de sizlerle paylaşmak istedim. Beşiktaşlılığın ruhunu ve özünü unutmuş insanların tekrar tekrar okumasını diliyorum. Tribündeki herşeye karşı taraftar, bu ruhtan olamaz bence. En tepesindeki kişiden , maça gidecek bilet parası olmayan sokaktaki Beşiktaşlıya kadar herkesin Beşiktaşlılık ruhunu yeniden özümsemesini diliyorum. Bu ruhun en önemli temsilcisi olan Sayın Süleyman Seba'yı da bu vesile ile saygı ile selamlamak istiyorum.


Ortaokuldaydım. Beşiktaş bir gün önce yenilmişti. Sıra arkadaşım `kızgınsındır sen şimdi' demişti. Bir an durup duygularımı gözden geçirmiştim. Radyodan dinlediğim maçın sonucu bende ertesi güne de yansıyan solgun bir ifade bırakmıştı besbelli. Arkadaşıma
'Üzüldüm ama, niye kızgın olacakmışım ki!' diye sormuştum.İddiasız biçimde, çocukça ve seçtiğim sözcüklerin yanlış olabileceğinden de ürkerek şöyle devam etmiştim:
`Ben Beşiktaş'a kızamam. Yenilirse yenilir, kazanırsa kazanır.Ben siyah - beyazı seviyorum.'

Sonraki yıllarda kafamı az kurcalamamıştı bu ruh hali. Beşiktaşlılık öyle bir ruh haliydi ki, maç sonuçlarına üzülünürdü, haydi haydi insanın canı çok sıkılırdı.Ama küçük bir çocukken nasıl öğreniyorsak öğreniyorduk işte; Beşiktaşlı kızarsa sahada olup bitenlere değil, hayatta olup bitenlere kızardı...Yamuk dünyalara, yanlış davranışlara kızardı. Zalime, yağmacıya, yalancıya kızardı.

Her Beşiktaşlı gibi ben de ağır ağır öğrenmiş, özümsemiştim.Beşiktaşlılık, taraftar olmaktan farklı ve fazla bir şeydir...

Gülümseyerek hatırlıyorum: O zamanlar da başkalarının objektif bulduğu yorumlar yapardım. Objektifsin dendiğinde de `hayır Beşiktaşlıyım da ondan' derdim.

Şimdi genç kuşak bazı Beşiktaşlılara bakıyorum:İlle de ve ne pahasına olsun başarı isteyenlere rastlıyorum aralarında. Açıkçası bu arkadaşlar Beşiktaş taraftarı ama Beşiktaşlılık ayrı bir şey. Çünkü Beşiktaş'ın kendisi başarıdır. Beşiktaşlı bundan gurur duyar. Yıldızlar, kupalar, kazanılmış maçlar... Bunlar ikincildir Beşiktaşlılık ruhunda.

"Ben takımımı severim; onunla gülerim, onunla ağlarım. Onu her platformda desteklerim.'’
Bu tavır dünyanın her yanında takım taraftarlığını belirleyen tavırdır. Ancak Beşiktaşlılık ruhu için yetersizdir. Nasıl yaşıyorsun?Nasıl davranıyorsun? Sorularının cevaplarıyla belirginleşir bu ruh.

Beşiktaşlı olmak bir yaşam tarzıdır sanki. Ahlaktır, dünya karşısında bir tavırdır."Nasıl geçirdik ama!' kültürüyle doğrudan ilgisi olmayan bir duruştur.Erdemin yanı başında saf tutuştur. İlginçtir, kolay açıklamalarla anlaşılır kılınamaz belki. Fakat zaman içinde böyle bir gelenek, böyle bir Beşiktaşlılık ruhu ortaya çıkmıştır. Üstelik bu his, bu ruh, bu duruş çok erken yaşlarda etkisi altına alır insanı.

Her Beşiktaşlı çocuk gözle görülmeyen ama hep yanı başında bulunan bir ağabeyden ahlak ve hayat dersi alıyor gibidir. Bütün Beşiktaşlılar bu hisle içli dışlı olurlar. Belki de dünyayı en keskin çizgileriyle görebilmekten geliyor bu fark. Bir yanda siyah, öbür yanda beyaz...Bir yanda ölüm, öbür yanda yaşam...

Şimdi Beşiktaş 105 yaşında. Ne güzel. Ama bütün bu anlattıklarım yüzünden diyorum ki, Beşiktaşlılık ruhu 1000 yaşında, on bin yaşında... İşte bu gerçek her şeyden güzel!

11 Mart 2008 Salı

Spor

Bugün sabah 06:00'da kalktım. 06:15'te evden çıktım veeeeeee spora gittim. Çok mutluyum. Sonunda başardım. :)

Evlenir evlenmez, evimize çok yakın olan Clup Sporium'a üye yapmıştı eşim bizi ve ben çok mutlu olmuştum. Senelerdir birtürlü başlayamamıştım spora iş seyahatleri yüzünden. Ama gelin görün ki bir türlü düzeni oturtamadık. Ben ancak akşam 20:00'da evde olabiliyorum. Ve karnımız çok aç olduğundan o haldeyken spor aklımızın ucundan geçmiyor. Hazırlaması ve yemesi derken saat 21:30 oluyor ve yorgun bir halde dvd keyfini tercih ediyoruz.

Ocak ayında da sabah gitmeyi denemiştim ama 06:00'da hava çok karanlık ve soğuktu. Yataktan çıkamamıştım. :) Bugün başardım.

Umarım devamını getiririm...

Yaşasın spor yapmakkkkkkk...